SIK SORULAN SORULAR |
Wolff Parkinson White (WPW) Sendromu, kalbin doğumsal bir hastalığıdır. Preeksitasyon sendromu olarak bilinen bir grup hastalığın en çok bilinenidir. Bilindiği gibi kalbin çalışması sinüs (sinoatrial) düğümden (Bakınız: Kalbin iletim sistemi) çıkan küçük elektrik akımlarının özel bir iletim sistemi yolu ile kalbe dağılması böylece kalp hücrelerinin kasılması ile olur. İletim yolları ile gelen uyarı önce atriumların kasılmasını sağlar, sonra AV düğüme gelir ve burada biraz bekledikten sonra ventriküllere iner ve son olarak ventriküller kasılır (Bakınız: Kalbimiz nasıl çalışıyor?).

WPW sendromunda ise kalpte ekstra iletim yolları bulunur (aksesuvar yollar). Bu ekstra iletim yolları sinüs düğümünden çıkan uyarıların AV düğüme uğramadan atriumlardan direk olarak ventriküllere inmesine neden olur. İletim bazen veya devamlı olarak bu ekstra yollar ile olur. Bu durum, çoğu insanda her hangi bir probleme neden olmazken, bazı durumlarda kalbin hızlı çalışmasına (takikardi) neden olan aritmileri oluşturabilir. Bu aritmiler sıklıkla atrial fibrilasyon ve atrioventriküler reentran takikardi (AVNRT)’dir. Bu aritmiler hastalarda çarpıntı, göz kararması ve hatta bazen baygınlığa neden olabilir.
WPW sendromunda şikayetler bazen uzun bir zaman uykuya geçer, fakat ileride tekrar ortaya çıkabilir. Bazen ise aksesuar yollar iletimi iletme özelliğini yitirir ve problem ortadan kalkar. Nadiren de ölümcül bir aritmi olan ventriküler fibrilasyona neden olabilir (Bakınız: Ritim bozuklukları). Ventriküler fibrilasyon oluşma riski oldukça nadirdir (%1’den az).
WPW sendromlu hastaların %70’inde başka bir kalp hastalığı bulunmaz. %30 hastada ise aşağıdaki gibi değişik kalp hastalıkları birlikte bulunur:
WPW sendromunun toplumdaki sıklığı 100.000’de 1’dir. Erkeklerde daha sıktır. Çoğunlukla çocukluk veya ergenlik yıllarında teşhis edilir. Çocuklar ve ergenlerdeki en sık takikardi (kalbin hızlı çalışması) nedenidir.
Takikardi gelişene kadar hastalarda her hangi bir şikayet olmaz. Takikardi olduğu zaman ise şikayetler, takikardinin tipine ve ne kadar hızlı olduğuna göre değişiklik gösterir:
Hastanın hikayesi, aile özellikleri ve şikayetler incelenir. Kalp steteskop ile dinlenir. O sırada çarpıntı varsa ritim düzenli veya düzensiz olabilir. Hızı ise 150-250 arasındadır. Kan basıncı normal veya düşük bulunabilir. EKG mutlaka incelenir. EKG’de WPW için tipik özellikler bulunur: EKG’de QRS kompleksinin başında ekstra iletim yollarını gösteren delta dalgası vardır. Bu dalga takikardi olmasa bile görünür. EKG’de WPW işaretleri görünmezse uzun süreli EKG kayıtları (Holter) alınması gerekli olabilir.

Gerekli olan durumlarda elektrofizyolojik çalışma (EPS) yapılabilir. Bu çalışma ile kalbin elektrik aktivitesi ve iletim yolları ayrıntılı incelenir.
Şikayeti olmayan veya çok hafif çarpıntısı olan hastalara her hangi bir tedavi gerekmez. Diğer hastalara ise antiaritmik ilaçlar gerekli olabilir. İlaçlara rağmen takikardi ataklarını tam olarak ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. İlaçlar bazen aritmiyi daha ağırlaştırabileceği için mutlaka doktor gözetiminde ve kontrol altında kullanılmalıdır.
İlacın etkili olmadığı veya uygun olmadığı durumlarda kateter ablasyonu gerekli olabilir. Kateter ablasyonu WPW tedavisinde oldukça etkin ve tercih edilir bir tedavi yöntemidir. Başarı oranı %90’nın üzerindedir ve riski düşüktür. Başarılı işlem sonrası ilaç gereksinimi ortadan kalktığı için ilaç kullanmak istemeyen, ilacın etkili olmadığı veya uygun olmadığı hastalarda seçkin bir tedavi yöntemidir.
WPW Sendromunun varyantları:
WPW Sendromunun varyantlarında da ekstra iletim yolları vardır. Bunlar da takikardilere neden olabilir (Lown–Ganong–Levine [LGL] sendromu, nodoventriküler yollar, fasiküloventriküler yollar gibi).
SIK SORULAN SORULAR |
Ürik asit yüksekliği (hiperürisemi) kanda ürik asit yüksekliği demektir ve 40 yaş üstü kişilerde %10-15 civarında bulunur. Ürik asit düzeyine kanda bakılır ve normalde üst sınırı, erkeklerde 7-8 mg/dl, kadınlarda ise 6 mg/dl’dir. Yapımında fazlalık ve atılmasında azalma olduğu durumlarda kan düzeyi artar. Yükseklik yapısal olabileceği gibi bazı faktörlerin sonucu olarak da kan düzeyi artar:

Ürik asit yüksekliği ile hipertansiyon, kalp damar hastalığı, kronik böbrek hastalığı ve insülin direnci sıklıkla birlikte görüldüğü halde, aralarındaki ilişki tam anlaşılamamıştır. Yapılan çalışmalarda, hiperüriseminin kalp damarlarının iç yüzeyini kaplayan endotel adı verilen hücreleri olumsuz etkileyerek ateroskleroz denilen damar hastalığının gelişmesine yol açtığı saptanmıştır.
Ürik asit yüksekliğinde diyet önemlidir. Diyet ile ürik asit düzeyini %25 civarında düşürmek mümkündür. Ürik asit yüksekliği tedavisi çok önemli ve gerekli ise verilen ilaçlarla birlikte diyete de çok dikkat etmek önem kazanır:
Aşağıdaki besinler ürik asitten zengin olduğu için uzak durulmalıdır
Büyük balık, kırmızı et, kümes hayvanları da yukarıda sayılanlar kadar yüksek olmasa da ürik asitten zengindirler. Bunları haftada 1 defadan fazla yemeyin.

Düşük miktar ürik asit içerenler (bunları rahat yiyebilirsiniz)
Ekmek, beyaz undan yapılmış mamuller (aslında sağlık için tam kabuklu tahıldan yapılmış olan ekmekler -esmer ekmek- daha sağlıklıdır, ancak ürik asit yüksek ise bundan kaçınmak gerekir. Özellikle kilo problemi olanlar beyaz undan yapılmış mamullerden kaçınmalıdır)
İlaç tedavisi; ancak gut, böbrek taşı gelişmesi ve bazı özel durumlarda yapılır. Şikayeti olmayan kişilerdeki ürik asit yüksekliği için ilaç tedavisine çoğunlukla gerek yoktur. Ancak, erkeklerde 13 mg/dl, kadınlarda ise 10 mg/dl üstündeki değerlerde böbrek hastalığı gelişme riski yüksek olabileceği için ilaç tedavisi düşünülebilir ama bunun için doktora danışılmalıdır.
SIK SORULAN SORULAR |
Kalp üfürümleri, normalde duyulmaması gereken ancak bazı durumlarda damar içinde dolaşan kanın türbülans oluşturması ile oluşan ve duyulan seslerdir. Üfleme ile çıkan sese benzer. Organik bir kalp hastalığı bulgusu olabileceği gibi, kalp dışı bazı durumlarda veya her hangi bir organik bozukluk olmadığı durumlarda da duyulabilir.
Üfürümler doktor tarafından steteskopla kalp seslerinin dinlenmesi sırasında duyulur.
1. Üfürüm oluşturan organik kalp hastalıkları:
2. Üfürümün kalp dışı nedenleri:
Üfürümler eğer organik kalp hastalıklarının belirtisi olarak bulunuyorsa bu hastalıkların başka şikayetleri de hastada olabilir:
Ayrıca Bakınız:
Her kalp üfürümü anormal midir?
Çocuklarda Üfürümler
SIK SORULAN SORULAR |
Hayır. Her kalp üfürümü anormal bir durumu göstermez. “Masum üfürümler” dediğimiz ve herhangi bir organik rahatsızlık belirtisi olmayan üfürümler de vardır:
Masum üfürümler çoğunlukla çocuklarda olur (Bakınız). Masum üfürümler sağlıklı çocukların %30-40’ında duyulabilir. Genellikle 2-7 yaş arası çocuklarda sıklıkla duyulmasına karşın her yaşta bulunabilir. Genellikle ateş, kansızlık ve heyecan gibi kalbin hızlı çalışmasına neden olan durumlarda üfürüm şiddeti artar. Bu nedenler ortadan kalktığında üfürüm azalır veya kaybolur. Ayrıca vücut pozisyonu ve solunumla da değişebilir. Hastaların çoğunda üfürüm bir ateşli hastalık nedeniyle doktora gittiklerinde fark edilir. Bununla birlikte, kalp hastalıkları ile ayırıcı tanısının yapılması gereklidir. Ayrıca çocuklarda normalde doğumla kapanması gereken bazı açıklıkların geç kapanmasına bağlı olan ve erken yaşlarda duyulup yaş ilerledikçe hafifleyerek kaybolan üfürümler de vardır (ASD, VSD üfürümleri gibi).
Bunlardan dolayı üfürümün neden kaynaklandığının saptanması oldukça önemlidir. Bu amaçla üfürümlerin bazı özelliklerine dikkat edilmesi gerekir:
Üfürümler kalbin çalışmasının hangi safhasında duyulduğuna göre çeşitlere ayrılırlar;
Üfürümler ayrıca duyulma şiddetlerine göre de sınıflandırılır. 1. derece olanlar son derece zor duyulan üfürümler iken, 6. derece olanlar çok yüksek şiddetli üfürümlerdir. 5. ve 6. derece üfürümler aynı zamanda el ile de kedi mırıltısı şeklinde hissedilir (tril). Masum üfürümler çoğunlukla yüksek dereceli olmaz.
Ayrıca üfürümün kulağa geliş şekli (haşin, yumuşak, müzikal gibi), nereye doğru yayıldığı (boyuna, koltuk altına vb) da kaydedilir.
Üfürümler steteskop ile dinlenirken yukarıda söz ettiğim özelliklerine bakılır. Bunlarla çoğu kez ayırıcı tanıya varılır. Ayrıca kesin tanıya yardımcı olan diğer tanı yöntemleri:
Üfürümlerin tek başına kendilerine ait bir tedavi yöntemi yoktur; altta yatan ve üfürüme neden olan olay -eğer gerekiyorsa- tedavi edilir. Bir takım üfürümler tedavi ile tamamen kaybolurlar: kalp yetmezliğine bağlı olanlar, kansızlık, tiroidin fazla çalışmasına ait üfürümler gibi. Bazı üfürümler de kendiliğinden, özellikle yaş ilerledikçe kaybolur (çocuklardaki masum üfürümler veya bazı ASD, VSD üfürümleri gibi).
Organik kalp hastalıklarına (kapak hastalıkları gibi) bağlı üfürümler ise kalıcıdır: bunlarda tedavi altta yatanın ne olduğuna bağlı olarak değişiklik gösterir: darlıklarda gerekirse kapağın balonla genişletilmesi veya cerrahi müdahale, yetmezliklere cerrahi olarak düzeltme operasyonları yapılması veya yeni kapak takılması gibi.
Ayrıca Bakınız:
Kalp üfürümlerinde nedenler ve şikayetler nedir?
Çocuklarda üfürümler
SIK SORULAN SORULAR |
Ritim, bir şeyin (ses, nota vs) düzenli bir biçimde tekrarlanması demektir. a- eki ise olumsuzluk bildirir. Konumuzdaki “aritmi” ise, ritim bozukluğu demektir. Aritmiler; kalbin kasılmasını sağlayan elektriksel uyarının (bakınız) çıkışında veya iletilmesinde problemlerden oluşur. Aslına bakılırsa ilk bakışta zannedildiği gibi, her zaman düzensiz kalp atışı (dolayısıyla da nabız) anlamına gelmez.
Kalp hızı, kalbin dakikadaki atım sayısıdır. Nabızdan veya kalbin doğrudan dinlenilmesi ile (kulağınızı dayayarak ve steteskop ile) kalp hızı bulunabilir. Normalde (istirahatte) kalp hızı dakika 60-80 arasındadır. Aritmi ve anormal kalp hızı birlikte meydana gelmek zorunda değildir. Aritmiler, normal, yavaş (bradiaritmiler; dakikada 60 atımdan az) veya hızlı (takiaritmiler; dakikada 100 atıştan fazla) kalp hızıyla birlikte meydana gelebilir. Aritmideki nabzın kendi içinde bir düzeni olabileceği gibi (1 normal 1 ekstra atım veya 2 normal 1 ekstra atım gibi) tamamen düzensiz de olabilir (örnek: atriyal fibrilasyon). Dolayısı ile düzenli bir nabızda da aritmi olabileceği gibi, normal, yavaş veya yüksek kalp hızlarında da da aritmi olabilir,
Aritmiler, normal ve sağlıklı kalplerde de görülebilir.
Atriyal Prematür (erken) Atımlar (APA, APS, APC, SVE): Bunlar kulakçıklarda zamanından önce oluşan ekstra atımlardır. Çoğunlukla zararsızlardır ve tedavi gerektirmezler. Ancak sık olursa atriyal fibrilasyon denen önemli bir ritim bozukluğunun habercisi olabilir.

Ventriküler Prematür (erken) Atımlar (VPA, VPS, VE, VES, PVC): Bunlar en yaygın aritmiler arasındadır ve kalp rahatsızlığı olan ya da olmayan birçok insanda görülebilir. Bazı insanlarda stres, fazla kafein ya da nikotin ya da fazla egzersize bağlı olarak görülebilir. Fakat bazen VPS’ler kalp hastalığı veya kalp hastalığı dışında da (tiroid hastalıkları, elektrolit dengesizliği vs) ortaya çıkabilir.
Sık VPS’si ve/veya buna bağlı semptomları olan insanlar bir kalp doktoru tarafından incelenmelidirler. Yine de birçok insanda VPS’ler genellikle zararsızlardır ve tedaviye nadiren ihtiyaç duyulur.

Atriyal Fibrilasyon (AF): AF, kulakçıkların normal olmayan bir şekilde kasılmasına neden olan, çok yaygın görülen düzensiz bir kalp ritmidir. En önemli ve korkulan yan etkisi, kalp içinde pıhtı oluşmasına zemin hazırlaması ve bu pıhtıların yerinden kopup vücudun değişik yerlerine (özellikle beyine) gidip ciddi problemlere yol açmasıdır. Atriyal fibrilasyon sağlıklı insanlarda da nadiren görülebilmekle birlikte özellikle bazı durumlarda sık görülür:
“Yaş ilerledikçe atriyal fibrilasyon görülme sıklığı artar (Lone atrial fibrilasyon).

Atriyal flutter: Kulakçıklarda dakikada 200-400 arasında (ortalama 300) çok hızlı kasılmalar vardır. Bu kasılmalar, genelde atriyal fibrilasyondan daha organize ve daha düzenlidir. Bu aritmi daha çok kalp rahatsızlığı olan insanlarda görülür. Çoğunlukla atriyal fibrilasyona dönüşür. Burada da aynı atrial fibrilasyondaki gibi kalp içinde pıhtı oluşabilir.
Paroksismal supraventriküler takikardi (PSVT, PAT): Karıncıkların üst bölümünden başlayan genellikle hızı dakikada 150-200 arasında, düzenli bir aritmidir. PSVT aniden başlar ve birden sona erer. Süresi değişkendir. Kalp hızı yüksek olduğu için özellikle uzun sürerse rahatsızlık uyandırır. Kendiliğinden geçebildiği gibi, bazı manevralarla (öksürme, kusma refleksini uyandırma vb) da sonlanabilir. Bazen ise sonlanması için sağlık kuruluşunda damardan ilaç vermek gerekebilir. Toplumda nadir olmayarak görülür.
İki temel çeşidi vardır: Aksesuar yola bağlı olan ve AV nodal reentran takikardiler.
Bu aritmiler kalp çarpıntısına, bayılmaya veya kalp yetmezliğine sebep olabilir. Birçok durumda ilaçlar, pacemaker (kalp pili) veya sağlık personeli tarafından yaptırılan basit bir manevra ile sonlandırılabilirler.
Ventriküler Takikardi (VT): Ciddi bir aritmidir. Karıncıklardan kaynaklanır. Bu hızlı ritim, kalbin yeterince kanla dolmasını engeller, böylelikle vücuda daha az kan pompalanır. Kalp rahatsızlığı olan insanlarda sonuçları çok ciddi olabilir ve yanında kanın yeteri kadar pompalanmamasına bağlı şikayetler (baş dönmesi, göz kararması, bayılma vb) gözlenebilir. Zamanında tanınmalı ve müdahale edilmelidir.
Ventriküler Fibrilasyon: Karıncıklardan kaynaklanan, EKG’de tamamen düzensiz dalgaların olduğu ölümcül bir ritim bozukluğudur. Karıncıklar kas seğirmesi gibi titrer, etkili bir kasılma oluşturamaz ve vücuda kan pompalayamazlar. Zamanında müdahale edilmezse ölüm meydana gelir. Akut miyokard infarktüsünün (kalp krizi) ilk dakikalarında gelişen ölümler ventriküler fibrilasyondan dolayı olurlar.
Tedavisi için hastaya defibrilasyon (elektroşok) ve gerekirse yeniden canlandırma (resussitasyon) yapılmalıdır.

Uzun QT sendromu: QT aralığı elektrokardiyogram (EKG) üzerinde belirlenir. QT aralığı normalden uzun olduğunda ventriküler takikardinin ölümcül olabilecek bir çeşidi olan “torsades des pointes” riskini artırır. Uzun QT sendromu gençlerde ölüme yol açabilen kalıtsal bir durumdur. Antiaritmik ilaçlarla, pacemaker, elektriksel kardiyoversiyon (elektroşok), defibrilasyon veya ICD’ler ile (implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör) veya ablasyon tedavisiyle tedavi edilebilir.
Bradiaritmiler (kalp hızının yavaş olduğu aritmiler): Bunlar kalbin elektriksel iletim sistemindeki bir rahatsızlıktan kaynaklanabilecek yavaş kalp ritimleridir. Kalpte uyarı çıkaran merkez olan sinüs düğümü hastalıkları ve iletimi engelleyebilen kalp blokları başlıca nedenlerdir:
Aritmiler sessiz ve şikayetsiz olabilir. Doktor muayene sırasında kalbinizi dinleyip, nabzınızı kontrol ederek veya elektrokardiyogram (EKG) sayesinde düzensiz kalp atışını tespit edebilir.
Bazen ise değişen derecelerde şikayetler olabilir:
Aritmi (ritim bozukluğu), ancak nabız düzensizliği varsa, kalp hızı normalden düşük veya yüksek ise anlaşılabilir. Bazen de bunlar olsa bile hastanın bir şikâyeti olmayabilir. Hatta nabız düzensizliği oluşturan atriyal fibrilasyon gibi bir aritminin, hastaların tesadüfen çekilen EKG’lerinde saptanması nadir değildir.
Aritmileri ve nedenlerini teşhis etmek için, şu testlerin biri veya birden fazlası yapılır:
Tedavi, aritminin çeşidi ve ciddiyetine bağlıdır.
Başlıca tedavi yöntemleri:
Bazı aritmilerde tedaviye gerek olmaz. Şimdi tedavi yöntemlerini tek tek inceleyelim:
1. Aritmilerde ne gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır?
2. Aritmilerin tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?
3. Elektriksel kardiyoversiyon ve defibrilasyon nedir?
İlaçlar, atriyal fibrilasyon gibi aritmileri düzeltemiyorsa kardiyoversiyon gerekebilir. Kardiyoversiyon; kısa süreli anestezi uygulamasından sonra, göğüs duvarından kalbi senkronize eden ve normal ritmin tekrar başlamasını sağlayan elektrik şoku verilme işlemidir. Bu işlem, kardiyoverter/defibrilatör adı verilen taşınabilir cihazlarla yapılır.

Defibrilasyon ise yalnızca, müdahale edilmediği takdirde ölümle sonuçlanan ventriküler fibrilasyonda yapılır.

4. Pacemaker (kalp pili) nedir?
Pacemaker, uygun bir kalp hızı sağlamak için kalp kasına küçük elektriksel uyarılar gönderen bir alettir. Kalp pilleri öncelikli olarak kalbin çok yavaş atmasını önlerler. Kalp pilleri elektriksel uyarı üreten bir jeneratör ve elektronik bir ünite ile bu uyarıları kalp kasına ileten elektrodlardan oluşur. Yeni kalp pillerinin kalp hızını ve aritmileri kontrol etmeye yönelik olarak oldukça gelişmiş özellikleri vardır (Bkz. kalp pili -pacemaker-)

5. Kateter ablasyonu nedir?
Ablasyon sırasında kalp içindeki anormal kalp ritmine sebep olan küçük bir doku bölgesine bir kateter yardımıyla yüksek frekanslı elektrik enerjisi gönderilir. Bu enerji anormal kalp ritminin yolunu kapatır. Ablasyon birçok PSVT, atriyal flutter ve bazı atriyal ve ventriküler takikardi tedavilerinde kullanılır. Ayrıca atriyal fibrilasyonu olan insanlarda hız kontrolu yapmak amacıyla,
kulakçıklar ve karıncıklar arasındaki elektriksel yolu kapatmada da kullanılabilir. Ablasyon, optimum tedaviyi sağlamak için diğer prosedürlerle birlikte uygulanabilir (Bakınız: ablasyon).
6. Ritim bozukluklarında uygulanan kalp ameliyatları nelerdir?
Günümüzde gelişmiş ilaçlar ve ablasyon tekniklerinin var olmasından dolayı kalp ameliyatları aritmi tedavisinde sık kullanılmaz. Ancak başka nedenden dolayı kalp ameliyatı olanlarda ek olarak yapılabilir (Atriyal fibrilasyonun giderilmesinde kullanılan Maze ameliyatı gibi).
Konuyla ilgili:
Çarpıntım var!
Ablasyon nedir? Nasıl yapılır?
Atrial Fibrilasyon
Kalp pili olan hastaların bilmesi gerekenler
Kalp pili
SIK SORULAN SORULAR |
Kalbimiz bildiğimiz gibi yaşamamız için gerekli oksijen ve besin maddelerini taşıyan kanı vücudumuza pompalayan yaşamsal öneme sahip bir organımızdır. Kalp yetmezliği (KY) dendiğinde kalbin çalışmaması anlaşılmamalıdır. Kalbin pompalama gücünün olması gerekenden daha az olması KY olarak bilinir. KY durumunda kalp kanı yeterli miktar ve hızda organlarımıza gönderemez ve kalp içindeki basınç artar. Sonuç olarak kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli miktarda oksijen ve besini vücuda pompalayamaz. Bu duruma karşılık olarak kalp boşlukları gerilip daha fazla kan pompalamak için daha fazla kanı tutmaya başlar. Bu başlangıçta dolaşımın devam etmesine yardımcı olur, ancak zamanla kalp kası zayıflar ve güçlü kasılmamaya başlar. Bir korunma mekanizması olarak böbrekler bu duruma sıvı (su) ve tuz tutarak cevap verir. Kollarda, bacaklarda, ayaklarda, akciğerlerde ve diğer organlarda sıvı birikimi olduğunda da konjestif kalp yetmezliği denen durum ortaya çıkar.
Kalp kası hasarına yol açan nedenler kalp yetmezliği nedeni olabilir:
Kalp yetmezliği’nde şikayetler, kalp ve vücutta oluşan değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkar. Düzeyleri kalbin durumuna göre hafiften ağıra kadar değişebilir. Bu şikayetler:
Ancak kalp yetmezliğinin ağırlığı ile şikayetler arasında her zaman doğru orantı olmaz. Kalp yetmezliğinin ağır olmadığı durumlarda hiç şikayet olmayabilir ve kalp yetmezliği, yalnız muayene ve bir takım laboratuar tetkikleri ile fark edilebilir. Bazen ise ileri derecede KY olduğu halde fazla şikayet olmayabilir.
Sistolik KY: Sistol; kalbin kasılması anlamındadır. Kalp kası yeterli derecede kasılmadığı zaman gelişen kalp yetmezliğine denir.
Diyastolik KY: Diyastol ise kalbin gevşemesidir. Burada ise kalp, normal kasıldığı halde tam olarak gevşeyemez, böylece kalbe giren kan ve dolayısıyla pompalanan kan miktarı azalır.
Ejeksiyon fraksiyonu (EF) denen bir ölçüm ile her kalp atışında kalbin ne kadar iyi kasıldığı, böylece sistolik veya diyastolik KY
ayrımı yapılabilir.
Doktorunuz şikayetleriniz ve tıbbi öz geçmişiniz hakkında size birçok soru soracaktır. Kalp yetmezliğine neden olan durumlar (kalp damar hastalığı, diyabet, kapak hastalığı, hipertansiyon vb), sigara kullanım durumu, kullandığınız ilaçlar, alkol alımı, vs hakkında bilgi alınacaktır.
Sonrasında muayeneye geçilecek, doktorunuz kalbinizi dinleyip kalp yetmezliğine neden olan hastalığa ait bulguları araştıracaktır. Doktorunuz ayrıca başka testlerin yapılmasını isteyebilir. Bu testler: Rutin kan tetkikleri: kan testleri; böbrek, karaciğer ve tiroid bezlerinin fonksiyonlarını göstermek, kolesterol seviyeleri ve kansızlık (anemi) araştırmak amacıyla yapılır. Anemi bir kişinin kanında alyuvarlar içinde oksijen taşıyan hemoglobin isimli maddenin yetersiz olmasıdır.
B-tipi natriüretik peptid (BNP): BNP ventriküllerden (karıncıklar) Kalp yetmezliği düzeyine göre kan basıncında oluşan değişikliklere yanıt
olarak kana salınan bir maddedir. Kan BNP seviyeleri KY semptomları kötüleştikçe artar, durum kontrol altına alınınca ise azalır. KY’si olup durumu kontrol altında olan bir insanda bile BNP düzeyi normal bir insandan her zaman daha yüksektir.
Göğüs röntgeni (akciğer grafisi veya tele): Kalbin büyüklüğünü ve kalp ve akciğerlerde sıvı toplanması olup olmadığı hakkında bilgi verir.
Ekokardiyografi: Tanıda oldukça değerlidir. Kalbin kasılma gücünün (ejeksiyon fraksiyonu) araştırılmasında, diyastolik kalp yetmezliği araştırılmasında değerli bilgiler verir.
Ejeksiyon Fraksiyonu (EF): EF, eko ile anjiyografik olarak veya radyonüklid metotlarla (spect, MUGA) ölçülebilir. EF, her kalp atışında kalbin kendine gelen kanın ne kadarını pompaladığını gösterir. Normal EF %50-70 arasındadır. (Yani kalp, kendine gelen kanın %50-70’ini vücuda pompalamaktadır.). Yüzde 40’ın altındaki EF değerleri genellikle sistolik KY tanısını koydurur. Diyastolik KY’li hastalar normal EF’ye sahip olabilir.
Elektrokardiyogram (EKG): Kalp içindeki elektriksel uyarıları kaydeder. KY tanısı EKG’ye bakılarak konulmaz, ancak KY’ine yol açabilen ritm bozukluklarının ve kalp damar hastalıklarının hakkında bilgiler verir.
Eskiye göre şu an KY tedavisi için birçok tedavi seçeneği mevcuttur. Tedavide prensip, öncelikle hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak veya altta yatan nedeni kaldırarak hastalığı kaldırmak, (böylece ölüm riskini ve hastaneye yatışı azaltmak) şikayetleri azaltmak ve hayat kalitesini arttırmaktır. Tedavi;
Kalp yetmezliği hastalarının yapması gerekli olan şeyler nedir?:
Hangi ilaçlardan uzak durmalıyım?
Bu ilaçlardan herhangi birini kullanıyorsanız doktorunuza haber veriniz. İlaçların isimleri kadar ne sıklıkla ve hangi dozlarda kullandığınız önemlidir. Hepsinin düzenli bir listesini yapıp her kontrolde yanınızda getiriniz. Doktorunuza danışmadan asla ilaçlarınızı kesmeyiniz.
Hayat kalitemi nasıl yükseltebilirim?
Cerrahi tedavi; kalpte daha fazla hasar oluşmasını engellemeyi ve kalbin fonksiyonunu düzeltmeyi hedefler:
SIK SORULAN SORULAR |
Bu önemli bir konu, çünkü konuyla ilgili çelişkili ifadeler var. Bu grup, OTC (over the counter: tezgah üstü ilaç, reçetesiz satılan ilaç) tabir edilen ve reçeteye tabi olmayıp her yerde serbest olarak satılan ve kalp damar, hipertansiyon gibi konularda bir çok olumlu etkileri olduğu özellikle medya tarafından dile getirilen ilaçların gerçekten olumlu etkileri var mı?
Bu soruya cevap vermeden önce, doktorların ancak bilimsel olarak ispat edilmiş tedavi yöntemlerini uygulamaları ve önermeleri gerektiğini vurgulamak isterim. Dolayısıyla ancak insanlar üzerinde yapılan araştırmalar ile yararlıkları kanıtlanmış tedavi usulleri ve ilaçlar önerilebilir. Şimdi konuya bu açıdan bakacak olursak sözü geçen ilaçlarla ilgili durum nedir, görelim;
Gözleme dayalı epidemiyolojik çalışmalar, fazla miktarda antioksidan alımının koroner kalp hastalığı riskini azalttığı şeklindedir. Bu nedenle antioksidanlardan zengin sebze, meyve, tüm tahıl ürünleri diyette arttırılmalıdır. A vitamininin ana maddesi olan beta-karoten havuçta ve yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur.
Doğal gıdaların dışında, ilave olarak beta-karoten alınmasının bir yararı olmadığı hatta zararlı etkileri olabileceği gösterildiğinden, bu vitaminin doğal kaynaklardan alınması yeterlidir (1).
Folik asit, B6 ve B12 vitaminleri homosistein metabolizmasında rol alırlar ve kan düzeyleri homosistein ile tersine ilişki içindedir. Framingham çalışmasından elde edilen bulgular tahıllara folik asit eklenmesinin toplumun ortalama homosistein düzeyini ve hiperhomosisteinemi sıklığını azalttığını göstermiştir. Çok sayıda kesitsel ve vaka kontrol çalışması ve bazı ileriye dönük çalışmalar plazma homosistein düzeyi ile kardiyovasküler risk arasında pozitif bir ilişki saptarken, bazılarında ise böyle bir ilişki gösterilememiştir.
Folik asit, B6 ve B12 vitaminlerinin plazma homosistein düzeyini azalttığı gösterilmesine rağmen bu azalmanın kardiyovasküler riski düşürüp düşürmeyeceği henüz belirlenememiştir. Bu konuda yürümekte olan çok sayıda kontrollü çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaların sonuçları elde edilene kadar Folik asit, B12 ve B6’nın diyetle alımının artırılması uygun olur, ek olarak alınması önerilmez. Bu nedenle diyet folik asit, vitamin B6 ve vitamin B12 kaynağı olarak yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, bulgur, meyve, balık ve süt ürünlerini yeterli miktarda içermelidir.
C vitamini ile ilgili bilgiler kesinlik kazanmış değildir. İlave C vitamini desteği önermek için elde yeterli bilgiler yoktur. C vitamini de doğal besinlerden alınmalıdır. Üzüm, turunçgiller, kivi, brokoli, Brüksel lahanası gibi meyve ve sebzeler C vitamininden zengin gıdalardır. Pişirmekle ve beklemekle meyve ve sebzelerdeki C vitamini büyük ölçüde kaybolduğundan, bunları taze tüketmek önemlidir.
Yağda eriyen vitaminlerden olan E vitamini önemli bir antioksidandır. Diyetle alınan E vitamininin en önemli kaynağı meyve ve sebzeler, bitkisel yağlar ve tam tahıldır. Beyaz ekmek yerine tam buğdaydan yapılan esmer ekmek tercih edilmelidir. Diyet, sebze ve meyvelerden zengin olmalıdır. GISSI ve HOPE çalışmaları günde 300 mg ve 400 mg dozunda alınan E vitamininin kardiyovasküler olayları önlemede yararlı bir etkisi olmadığını ortaya koymuştur. Bu nedenle koroner hastalarında veya koroner kalp hastalığı için yüksek riskli grupta ilave E vitamini önerilmemektedir (2).
Deniz ürünleri omega-3 çoklu doymamış yağ asidleri olan eicasopentanoic asit ve docosahexaenoic asitten zengindir; 4gr’ın üzerindeki günlük dozlarda, özellikle trigliserid düzeyi belirgin yüksek olanlarda trigliserid düşürücü etkileri vardır. Trigliserid düşürücü etki, bitki kaynaklı omega-3 yağ asitleri ile görülmez. Balık yağı özellikle diğer tedavilere dirençli ağır hipertrigliseridemisi olan hastalarda kullanılır. Orta derecede trigliserid yüksekliği olanlarda balık yağı LDL kolesterolde (kötü kolesterol) artışa neden olabilir. Diyabetik hastalarda balık yağı kullanımı henüz yeterince araştırılmamıştır.
Balık yağının genel olarak kullanımı önerilmemektedir, uzun süreli kullanımın etkileri bilinmemektedir. Balık yağının ilaç olarak kullanımı ile balık tüketiminin yararlı etkileri karıştırılmamalıdır. Balık tüketiminin koagülasyon profilinde olumlu değişikliklere yol açtığı, antiaritmik etkileri olduğu son yıllarda yapılan çalışmalarda bildirilmektedir.
Bilimsel olarak değeri ispat edilmemiş ürünlerden uzak duralım. Doğal olandan şaşmayalım, gıdalarımız taze ve doğal olsun.
1 Omenn GS, Goodman GE, Thornquist MD et al: Effects of a combination of beta carotene and vitamin A on lung cancer and cardiovascular disease. N Engl J Med 1996;334:1150
2 Yusuf S, Dagenais G, Pogue J et al: Vitamin E supplementation and cardiovascular events in high risk patients. Heart Outcomes Prevention Evaluation Study Investigators. N Engl J Med 2000;342:154
SIK SORULAN SORULAR |
Hayır. Göğüs ağrısı yapan çok çeşitli nedenler vardır. Göğüs ağrıları, göğüs kafesindeki kaslar, sinirler, bağlar ve benzeri yapılara ait olabileceği gibi sindirim sistemi (safra kesesi, mide, yemek borusu vs) hastalıkları ile de ilgili olabilir.
Sizin tam olarak neden olduğunu bilmeniz çok zordur. Yapılacak en doğru iş en yakın sağlık merkezine gitmek veya doktorunuza başvurmaktır.
Hayır, kalp krizi dışında da kalbe bağlı ağrılar olabilir. Kriz olmaksızın kabin geçici süre için kansız kalmasına bağlı ağrılar olabilir (angina) veya kalp zarı iltihabında da ağrılar olabilir.
Kalbin kansız kalmasından dolayı oluşan ağrıların bazı özellikleri vardır. Bu özelliklere uyan bir ağrınız varsa, zaman geçirmeden derhal (günün hangi saatinde olursa olsun) sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Bununla birlikte kalp ağrıları her zaman kitapların yazdığı gibi olmayabilir. Bazen mide rahatsızlığı, omuz ağrısı, kol ağrısı, çene ve hatta diş ağrısı şeklinde de kendini gösterebilir. Özellikle yaşlı veya şeker hastalığı (diabetes mellitus) olanlarda bu şekil ağrılar olabilir. Özellikle kalp damar hastalığı açısından risk faktörleriniz varsa çok daha dikkatli ve hassas olmalısınız.
Göğüs ağrısı kalp krizine ait olabilir. Kalp krizlerine bağlı ölümlerin %50’si ilk 1 saat içinde olmaktadır. Kalp krizi, kalbi besleyen damarlardan birinin tıkanmasıyla oluşur ve kalbin kansız kalan o bölgesindeki hücreler geriye dönüşsüz bir şeklide ölmeye başlar ve 6-12 saat içinde o bölgedeki tüm hücreler ölür.
Ağrı, kalp krizine bağlı değil de angina olsa bile mutlaka doktorunuza görününüz. Çünkü bu ağrılar bir krizin habercisi olabilir veya bu ağrılar sırasında tehlikeli ritim bozuklukları oluşabilir.
Bunun 2 hayati önemi var:
Kalp krizi, kalbi besleyen damarların pıhtı ile tıkanması sonucu oluşur. O halde tıkalı damarı açmamız gerekli. Bunun 2 yöntemi var:
Zaman çok değerli olduğu için, hastanın ve hastanenin koşullarına göre, hasta ilk 3 saatte gelmişse ilaçla pıhtıyı eritmek veya balon+stent ile açmak, 3-12 saat arasında gelmişse balon+stent işlemi yapmak, olanak yoksa pıhtı eritici ilaç vermek daha uygundur. 12 saatten sonra tüm hücreler ölmüş olacağı için bu işlemlerin pek yararı olmaz. Dolayısı ile kalp krizinde “zaman=kalp kası” demektir.
Ayrıca bakınız:
Kalp damar hastalığına bağlı ağrıların özellikleri
Kalp damar hastalığı yönünden risk faktörleri
Balon anjiyoplasti-Stent
SIK SORULAN SORULAR |
Tansiyon ölçümü için tansiyon cihazları kullanılır, günümüzde havalı, cıvalı ve elektronik cihazlar bulunmaktadır. Cıvalı olanlar daha çok, hasta yoğunluğunun fazla olduğu klinik, hastane vb. ortamlar için daha uygundur.
Ev kullanımları için elektronik olanlar tercih edilir.
Çeşitli marka ve modeller bulunmaktadır. Bu cihazlar otomatik olarak ölçüm yaparlar. Çoğunlukla steteskop (dinleme aleti) ihtiyacı olmaz. Üst koldan ölçüm yapanlar olduğu gibi bilekten de ölçüm yapanlar vardır.

Genelde elektronik tansiyon cihazlarına karşı güven ile ilgili olumsuz bir ön yargı bulunmakla birlikte, bilinen markaların cihazları rahatlıkla kullanılabilir ve doğru sonuç verirler.
Yaygın inanışın aksine kolayca bozulmazlar. Ev kullanımı için pratik kolaydır. Herkes kolayca kendi tansiyonunu ölçebilir.

Genelde her cihazın kullanım şekli cihazla birlikte yazılı olarak gelmektedir. Ortak olarak hemen hepsinde bir açma kapama düğmesi ve hafızadaki ölçümleri gösteren bir düğme bulunur. İster koldan, ister bilekten ölçüm yapılsın, prensip olarak cihaz veya manşon kalp hizasında tutulmalı, ölçüm yapılırken konuşulmamalı, hareket edilmemelidir. Cihaz otomatik olarak manşonu şişirip yine kendisi indirip sonucu ekranında gösterir. Aynı zamanda hemen hepsinde nabız hızı da ayrıca gösterilir.

Bu cihazlarda içine havanın doldurulduğu manşon, basıncın gösterildiği manometre ve bu ikisinin bağlantısını sağlayan lastik borular bulunur. Ayrıca sesleri dinlemek için steteskop da gereklidir.
Dijital tansiyon aletlerindeki teknolojik gelişmelere bağlı olarak ev kullanımı için fazla tercih edilmez olmuştur.
Elle ölçülen cıvalı veya havalı tansiyon aletleri ile ölçüm tekniği:
SIK SORULAN SORULAR |
40 yaşın üzerinde ve uzun zamandır hareketsiz iseniz başlangıçta kendinizi çok yormamanız gerekir. Hafif yürüyüşler veya yüzme uygun olur. İlk günlerde 3-5 dk ile başlayıp her gün bir kaç dakika artırarak bir kaç haftada oldukça iyi bir duruma gelebilirsiniz. Egzersizlerinizi evde veya dışarıda, günün her hangi bir saatinde yapabilirsiniz.
Egzersiz ne çok yorucu, ne de çok hafif olmalıdır. Buradaki kriter, egzersiz sırasında rahat konuşabilir durumda olmaktır. Nefes nefese kalmaktan dolayı rahatça konuşamıyor veya egzersizi sonlandırdıktan 10 dakika sonra kendinizi tamamen rahat hissetmiyorsanız egzersizin temposu çok fazla demektir: tempoyu biraz düşürmelisiniz.
Bu süre sizin yaşınıza, kondisyon durumunuza, yapılan egzersizin yoğunluğuna bağlıdır. Eğer yeni başlanıyorsa haftada 3 gün 10-15 dk’lık yürüyüş veya benzer hafif egzersizler yeterlidir. Sonra süre yavaş yavaş artırılır. Eğer aktif iseniz ve kondisyonunuz yeterli ise o zaman hedef kalp hızında 30-60 dk egzersiz yapılmalıdır.
Egzersizin sürekli olması, yapılmasından çok daha önemlidir. İdeali her gün yapmaktır. Bu mümkün olmuyorsa haftada en az 3 gün yapmaktır. Birkaç haftadan fazla bir ara vermişsek yeni başlamış gibi program yapmalıyız.
Bu sınır egzersizden neyi amaçladığınıza bağlıdır. Kalp damar ve akciğer sağlığımızı amaçlıyorsak yukarıdaki tablodaki A ve B sütunlarındaki egzersizlerden hedef kalp hızında günlük 60 dakikanın üzerinde yapmak ek bir yarar sağlamaz. Ancak amaç fazla kilolar nedeniyle fazla kalorilerinizi yakmak ise o zaman limit yoktur. Ne kadar çok egzersiz yaparsanız o kadar çok kalori harcarsınız. Fakat bu durumda kilo vermenin en iyi yolunun kalori harcamanın yanı sıra kalori alımını kısıtlamak olduğunu da unutmayalım.
Yaş ilerledikçe fizik aktivite azalır. Ancak orta ve ileri yaşta fizik egzersize duyulan ihtiyaç, gençlerdekinden farklı değildir, kısaca her yaşta insan egzersizden yarar görür.
Ayrıntılı bilgi:
Egzersiz – Spor