İrlanda, Avrupa’da kalp damar hastalıklarından ölümlerin en sık görüldüğü ülkelerden biri.
İrlanda’da ulusal çapta toplu yerlerde sigara içiminin yasaklanması ile kalp damar hastalıklarından acil olarak hastaneye başvurularda %11 oranında azalma olduğu saptandı.
Sigara içimini takiben 30 saniye içinde kalp damarları için ölümcül olabilecek değişiklikler başlıyor (damar duvar hücrelerinde fonksiyon bozuklukları, pıhtılaşmadan sorumlu hücrelerin – trombositler- yapışkanlığında artış vs). Bu değişiklikler sigara bırakıldıktan kısa bir süre sonra ise normale dönüyor.
Cronin E, Kearney P, Kearney P, Sullivan P. Impact of a national smoking ban on the rate of admissions to hospital with acute coronary syndromes. Avrupa Kardiyoloji Kongresi (ESC 2007) Viyana, 4 Eylül 2007.
Kanda bakılan homosistein düzeylerinin yüksekliği ile kalp damar hastalıkları arasındaki ilişki eskiden beri biliniyordu. Kalp damar hastalıkları olan hastalarda kan homosistein düzeyleri yüksek çıkıyor veya kan homosistein düzeyleri yüksek olanlarda kalp damar hastalığı çıkma olasılığı oldukça fazla oluyordu.
Bunun üzerine homosistein düzeylerinin düşürülmesinin kalp damar hastalığını azaltabileceği mantığı ile çalışmalar yapıldı; ve folik asit ile B vitaminin düzenli verilmesinin yüksek olan kan homosistein düzeylerini azalttığı ve normale indirdiği görüldü. Fakat uzun süreli takipler ile yapılan çalışmada kan homosistein düzeyinin folik asit ve B vitamini ile azaltılmasının kalp damar hastalığını önlemediği, dolayısı ile homosistein düzeyi yüksek olanlara folik asit ve B vitamini verilmesinin yararsız olduğu ortaya çıktı.
WENBIT Çalışması – Avrupa Kardiyoloji Kongresi (ESC 2007) 1-5 Eylül 2007
Daha önce yapılan çalışmalarda da E vitamini alınmasının kalp damar sağılığı yönünden bir yararı olmadığı ortaya çıkmıştı.
Son araştırmalarda sigara içen annelerde nikotinin anne sütüne geçtiği ve bunun da sütle bebeklere geçerek, bebeklerin uyku zamanlarını kısalttığını ortaya koydu.
Çoğu anne, gebelikleri süresince sigarayı bırakmakta ve gebelik sonlanıp bebek doğduktan sonra bebeğe zararlı olmayacağı gerekçesiyle tekrar başlamaktalar. 2-7 aylık bebeklerde yapılan çalışma, sigara içen annelerin bebeklerinin uyku süresinin içmeyenlere göre %37 oranında azaldığını gösterdi.
Uyku süresindeki azalmanın bebek yönünden ne gibi etkisinin olabileceği bilinmemekle birlikte bunun olumlu olmayacağını düşünmek mantıklı olacaktır.
Daha önceden yapılan araştırmalar 1 veya 2 sigara içiminden sonra nikotinin anne sütüne geçtiği, düzeyin 30-60 dakikada maksimuma ulaştığını ve 3 saat boyunca sütte kaldığını gösteriyor.
Kaynak: Monell Chemical Senses Center, 5 Eylül 2007
Sonuç: sigara yalnız bize zarar vermiyor.
Yapılan çalışmalara göre migren baş ağrılarının nedenlerinden biri de, kalpte atrial septal defekt (ASD) veya patent foramen ovale (PFO) gibi atriumlar arasında açıklık olduğu durumlar. Migren baş ağrıları erişkinlerin %12’sinde bulunuyor ve bunların bir kısmı da atriumlar arası açıklı ile ilgili.
Yapılan çalışmada atriumlar arası açıklık, ameliyatsız olarak kateter ile kapatılan hastaların %60’şında migren ağrılarının tamamen geçtiği; geri kalan %40’ında ise oldukça azaldığı görüldü.
Sonuç: Migren baş ağrılarının nedenleri araştırılırken akla kalp ile ilgili nedenler de gelmeli ve buna yönelik araştırmalar da yapılmalı.
JACC 2005;45:489-492.
Kalp damar hastalığına bağlı kalp yetmezliği olan hastaların çoğunluğu ritim bozukluklarından kaybediliyor. Bunun önüne geçmek için, gerektiği zamanlarda (ölümcül ritim bozukluğu olduğunda) otomatik olarak şok verip ritim bozukluğunu ortadan kaldıran cihazlar geliştirildi (ICD=Implantable cardioverter defibrillator). Bu cihazlar ciddi sol ventrikül (karıncık) kasılma bozukluğu olan hastalarda koruyucu olarak takılarak, bu hastaların ölümcül ritim bozukluklarından kaybedilmesini önlüyor.
Arch Intern Med 2006; 166: 2228-2233
Kalp krizinde kalbi besleyen damarlardan birisi tıkanarak kalbin o bölümü canlılığını kaybediyor ve buna bağlı kasılma bozuklukları ve ritim bozuklukları gelişiyor. Erken dönemlerde hastalar daha çok ritim bozukluklarından, geç dönemlerde ise kasılma bozukluklarından kaybediliyor.
Kalp krizinde en önemli tedavi, tıkanan arteri en kısa zamanda açmak. Bunun için zaman çok önemli. Kalp krizi habercisi olan göğüs ağrısı başlar başlamaz hastaların en yakın hastaneye gitmesi; bir an önce tedaviye başlanması açısından çok önemli. Hastanede ise, eğer olanak varsa, hemen koroner anjiografi laboratuarına alınarak tıkanan damar balon anjiyoplasti ile açılmalı, eğer bu olanak yoksa o zaman pıhtı eritici ilaç verilerek (streptokinaz, tPA gibi) damarı tıkayan pıhtı eritilerek damarın açık kalması sağlanmalı.
Ancak olumlu etkiler, hastaya 6-12 saat içinde müdahale edilebilirse oluyor. Çünkü damar tıkandıktan sonra 4-6 saat sonra kalp kası hücreleri canlılığını yitirmeye başlıyor ve belli bir süre sonra damar açılsa bile, o bölgedeki hücreler tamamen öldüğü için yarar görecek kas hücresi kalmıyor. Yani hastanın 12 saatten sonra, müdahalelerden yarar görme şansı süratle azalıyor.
Kalp krizinde müdahale etme süresi çok önemli. Göğüs ağrılarında mutlaka doktora gidelim.
New England Journal of Medicine, 7 Aralık 2006
Bitkisel sterol ve stanoller yapı olarak kolesterole benziyor. Steroller doğal olarak az miktarlarda meyveler, sebzeler, kuruyemiş, çeşitli tohum, bitkisel yağlar ve çeşitli bitkilerde bulunuyor. Aslında bunlar bitki hücre zarının ana yapıtaşlarından biri. Aslında bitkisel sterol ve stanollerin kolesterol düşürücü etkileri 50 yıldır biliniyor. Stanoller ise yine benzer bitkisel kaynaklarda çok az miktarlarda bulunuyor.
Tipik bir batı tarzı mutfakta yenilen yemeklerle bir günde 20-50 mg stanol ve 150-400 mg kadar da sterol alınıyor ki kolesterol üstüne etki için son derece yetersiz miktarlar. Çünkü etkili olmaları için sterol esterlerinin günde 1.3 gram, stanol esterlerinin ise günde 3.4 gram alınması gerekiyor. Durum böyle olunca bunların ticari olarak üretilip yoğurt, yağ gibi besinlere karıştırılması düşünülüyor (bu tür besinlere fonksiyonel besinler diyoruz). Ancak üretim süreci pahalı olduğu için bu fiyat, ürüne de yansıyor ve yoğurdu örnek olarak verirsek; ülkemizde sterol ve stanol katıştırılmış yoğurt, normal bir yoğurda göre tam 10 kat daha pahalı satılıyor.
Elbette bu ürünler, kolesterolünü ılımlı düşürmek isteyenler tarafından veya pahalı olmalarını dert etmeyip de mevcut ilaç tedavisine yardımcı olsun diye tedaviye ek olarak alanlar tarafından kullanılabilir ve önerilebilir.
Bazı noktalara dikkat çekmek için;
Sonuç:
Kolesterol yüksekliği tedavisi, spekülatif ve popülist yaklaşımlarla tedavi edilemeyecek kadar, son derece önemli ve son derece ciddi yaklaşılması gereken -çünkü insan hayatını ve kalitesini çok yakından etkileyen- bir konudur. Doktorunuz size ilaç tedavisi öneriyorsa lütfen kullanınız. İlacın yerini tutması için alternatif başka yollar aramayınız.
Not:
Bu konuyla ilgili çok güzel bir yazıyı yeni olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Mehmet Melli yazdı. Bu güzel yazıyı siteme koymazsam konu eksik kalacaktı:
Gıda Katkı Maddesi Olarak Kullanılan Bitkisel Sterol ve Stenollerin Reklamları Üzerine
Dr. Ahmet Alpman
Editör
Kalp damar hastalarında, homosistein sıklıkla yükselmiş bulunuyordu. Homosisteinin, folik asit ve vitamin B12 verilmesiyle düşürüldüğü ve böylece de kalp damar hastalıklarında koruyucu olacağı düşünülüyordu. Fakat son zamanlarda yapılan çalışmalar, homosisteinin düşürülse bile kalp damar hastalıkları üzerine olumlu hiç bir etkisinin olmadığını ve bu amaçla folik asit ve vitamin B12 nin kullanılmaması gerektiğini gösteriyor.
American Heart Association Scientific Sessions Chicago 12-15 Kasım 2006
İnme (felç), günümüzün en önemli hastalıklardan birisi. Çünkü;
Bu kadar önemli olan inme bazı durumlarda sık görülüyor:
European Heart Journal Suppl. G, 2006, G15-G19.
Damar problemleri, nasıl kalpte kalp krizine yol açıyorsa beyinde de inmeye neden olabiliyor.
Unutmayalım geri kalan ömrümüz damarlarımızın ne kadar yaşlı olduğuna bağlı. Damarlarımızın aleyhine davranışlarda bulunmayalım!
Kan şekeri yüksekliği kalp hastalığı ve inmeye neden olarak her yıl 3 milyon civarında insanın yaşamını yok ediyor. ABD ve Yeni Zelanda’lı araştırmacıların yaptığı hesaplara göre her yıl 960.000 kişi şeker hastalığından kaybediliyor. Yine şeker yüksekliği, 1.5 milyon insanı kalp hastalığına, 700.000 insanı ise inmeye yol açarak yok ediyor.
Kan şekeri normalden yüksek olup da şeker hastalığı (diyabet) sınırında olmayanlarda (pre-diyabet veya gizli şeker) bile kalp damar hastalıkları gelişme sıklığı oldukça artıyor (Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl’nin altındadır. Eğer kişide pre-diyabet varsa açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasındadır. Eğer kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksekse kişi şeker hastasıdır (Bakınız).
Lancet Dergisinde yayınlanan bir araştırmada Dünyada 52 ülkede toplanan verilere göre, bir yılda, 3.1 milyon insan şeker yüksekliğinden, 2.4 milyon kişi aşırı kilolardan, 4.8 milyon insan sigaradan, 3.9 milyon kişi ise kolesterol yüksekliğinden dolayı kaybediliyor.
Sonuç: Önceden baktırmadıysanız mutlaka açlık kan şekerinize (8 saat açlığı takiben) baktırınız. Açlık şekeriniz pre-diyabet sınırlarında ise, egzersiz (özellikle yürüyüş) ve diyet ile şeker hastalığı gelişimini önleyebilir veya geciktirebilirsiniz.