Kategori arşivi HABERLER

Bu haberi ilk kez 2005 tarihinde yazmıştım. Fakat konunun önemi gün geçtikte arttı ve çıkan bazı yeni ilaçların da bu grup içine girdiği anlaşıldığı için güncelleme gerekli oldu:

Greyfurt suyu bazı ilaçlarla etkileşime girerek tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Aslında bu konu uzun süredir biliniyordu. Fakat yeterince vurgulanmadığı için hala hayatı tehdit edici durumlar ortaya çıkıyor. Özellikle yağ düşürücü olarak statin gurubu bazı ilaçları kullanan hastalarda düzenli bir şekilde greyfurt suyu içilmesi durumunda ölümcül yan etkiler görülebiliyor. Son zamanlarda greyfurt ile etkileşime girdiği belirlenen ilaç sayısının arttığı belirtilerek konunun önemi tekrar gündeme getirildi.

Greyfurt suyunun önemi karaciğerde bir çok ilacı metabolize eden sitokrom P-450 3A4 enzimini bloke etmesi. Böylece statinlerin de içinde olduğu 50’den fazla bir çok ilaç (depresyon, hipertansiyon, kanser, ağrı, impotans ve alerji ilaçları gibi) karaciğerde işlenip etkisiz hale getirilemiyor ve kandaki düzeyleri toksik seviyelere çıkarak ölüme kadar gidebilen yan etkileri oluşturabiliyorlar.

Greyfurt suyu ile etkileşime giren kalp hastalıklarında kullanılan ilaçların ayrıntılı listesini burada bulabilirsiniz.

Daha ayrıntılı listeyi (kalp hastalıkları dışında da kullanılan) buradan bulabilirsiniz.

Peki ne yapmalıyız? Her şeyden önce greyfurt suyunun bir çok ilaçla tehlikeli etkileşime girebileceğini bilmeliyiz. Kullandığımız ilaçların içinde böyle bir ilacın olup olmadığını doktorumuza sormalıyız.

Eğer böyle bir ilaç kullanıyorsak o zaman önümüzde 2 yol var: greyfurt suyunu çok seviyorsak, doktorumuza greyfurt suyuyla etkileşime girmeyen başka bir ilaç vermesini isteyebiliriz. Eğer ilacın böyle bir alternatifi yoksa o zaman greyfurt suyundan vazgeçmeliyiz.

Konuyla ilgili yapılan çok sayıda çalışmanın sonuçlarşarap kalbeına göre günde 1 veya 2 kadeh kırmızı şarap kalp için yararlı, daha fazla almanın ise tam aksine olumsuz etkileri ön plana çıkıyor.

Kırmızı şarabın kalp üstüne olumlu etkisi aslında bilinen bir konuydu. Ancak bu etkinin kırmızı şaraptan mı yoksa alkolün genel bir etkisinden mi kaynaklandığı çok net değildi. Son çalışmalarda bu etkinin alkolün genel etkisinden çok kırmızı şaraptan kaynaklandığı ortaya çıktı. Kırmızı şarabın kalp için yararlı etkilerinin, içerdiği polifenoller (Polyphenols) ile ilgili olduğu düşünülüyor. Polifenoller aynı zamanda meyveler, yeşil çay ve çikolatada bulunuyor.

Polifenoller kuvvetli antioksidanlardır ve hücre metabolizması sonucu açığa çıkan tehlikeli serbest radikalleri nötralize ederek hücre yaşlanmasını geciktirmekteler. Polifenoller aynı zamanda aterosklerozun (damar sertliği) ilerlemesini yavaşlatıp damarlarda plak oluşumunu da engelliyorlar.

Kırmızı şarabın yapıldığı kırmızı üzümlerde de bol miktarda polifenol bulunmakta. Bu da kırmızı şaraptaki alkolün kanı inceltici etkisi dışında, içerdiği polifenoller nedeniyle de kalbe yararlı olduğunu gösteriyor.

Dağlık bölgelerde yaşayan insanların kalp damar ve diğer nedenlerden ölüm risklerinin daha az olduğu saptandı.

Çalışmada alçak bölgelerde ve dağlık bölgede yaşayan 1150 kişi, ortalama 14 yıl boyunca izlendi. Yüksek bölgede yaşayanların kolesterol değerleri ve kan basıncı değerleri alçak bölgelerde yaşayanlara göre daha fazla olmasına rağmen dağlık bölgede yaşayanlarda, tüm nedenlerden kaynaklanan ölümler ve kalp damar kaynaklı ölümler, alçak bölgelerde yaşayanlara göre daha düşüktü.

Araştırıcılar bunu nedeninin yüksek bölgelerde oksijenin biraz daha az olmasının ve engebeli arazide yürümenin olduğunu düşünüyor.

J Epidemiol Community Health 2005; 59: 274-278

HOPE ve HOPE-TOO çalışmalarının sonuçlarına göre damar hastalığı veya diyabeti olan hastalarda E vitamininin; kalp damar olaylarını, ölüm oranını ve kanser riskini azaltmadığı görüldü. Bununla birlikte aksine E vitamini alanlarda kalp yetmezliği riskinin arttığı görüldü.

Uzun zamandır anti oksidan özelliğinden dolayı E vitamininin kalp damar hastalığından ve kanserden koruduğuna inanılıyordu.

E vitamininin kalp damar hastalığından koruyucu etkisinin olmadığı, geçen hafta Orlando, Florida’da yapılan American College of Cardiology bilimsel toplantısında sunulan Women’s Health çalışmasında da bildirilmişti.

JAMA 2004; 293:1338-1347

  • Kalp hastalıkları yalnız yaşlı kadınlarda görülmez. Kalp hastalıkları, 35 yaş üstü kadınlardaki en önemli ölüm nedenidir.
  • Kadınlarda, kalp hastalıklarından ölümler meme kanserine göre 6 kat daha fazladır.
  • Kalp hastalıklarından ölümler 1984 yılından beri kadınlarda, erkeklerden daha fazladır ve her geçen yıl oran daha da artmaktadır.
  • Kadınlardaki sigara içme oranı %27’dir. Sigara, kalp hastalıklarına yol açan, kontrol edilebilir risklerin en başta gelenidir ve kadınlardaki kalp hastalıklarından ölümlerin artışındaki en önemli faktördür.
  • Genç kadınlardaki sigara içme oranı süratle artmaktadır.
  • Kadınlarda kalp hastalıkları belirtileri daha silik olmaktadır. Kadınların 1/3’ünde bilinen şikayetler (bu arada göğüs  ağrısı) görülmemektedir. Bunun sonucunda kadınlarda kalp hastalıklarını teşhis gecikmekte ve hastalık çok ilerlediğinde yakalanmaktadır ve sonuç daha kötü olabilmektedir.
  • Sigara, diabet (şeker hastalığı), ailede kalp damar hastalığı olma, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon gibi risk faktörlerinin varlığında mutlaka düzenli aralıklarla kontrol olunuz.

www.womensheartfoundation.org

Türkiyede risk faktörleri

Türk Kardiyoloji Derneği’nin yaptığı araştırmaya göre (TKD– Koroner Arter Hastalığından korunma kılavuzu) damar hastalıkları (ateroskleroz) riskinde rolü olan etkenler açısından halkımızın durumu şu şekilde nitelenmiştir:

  • 6 milyon vatandaşımızda 200-239 mg/dl arasında kolesterol yüksekliği mevcut,
  • 2 milyon vatandaşımızda 240 mg/dl’nin üzerinde kolesterol yüksekliği mevcut,
  • Halkın HDL düzeyi düşük ve trigliserid düzeyi yüksek,
  • Fizik aktivite alışkanlıkları eksik bir toplum,
  • Erkeklerde aşırı sigara tüketimi görülmekte,
  • Kadınlarda 40 yaşından sonra şişmanlama ve diabet (şeker hastalığı) eğiliminde artış mevcut,
  • Hipertansiyon sıklığı yüksek.

Araştırmadan ortaya çıkan sonuç; damar hastalıkları gelişmesine oldukça yatkın bir toplum olduğumuz. Lütfen değiştirilebilir risk faktörleriyle mücadele edelim.

İyimserlik kalp hastalıklarından ölüm riskini azaltıyor. The Archives of General Psychiatry dergisinin Kasım 2004 sayısındaki araştırmaya göre kendilerini oldukça iyimser olarak tanımlayan kişilerin, tüm nedenlerden kaynaklanan ölümlerinin ve kalp hastalıklarından ölüm risklerinin daha düşük olduğu belirtildi.

65-85 yaş arası 999 kişiye 30 soruluk bir anket verilerek kendilerini iyimserlik ve kötümserlik açısından değerlendirmeleri istendi. Daha sonra verilen cevaplara göre iyimserlik düzeylerine göre 4 sınıfa ayrıldı. Araştırmaya katılan kişiler 1991-2001 yılları arasında yaklaşık 9.1 yıl süre ile izlendiler. Bu süre içinde 397 kişi öldü.

Süre sonunda kendini yüksek derecede iyimser olarak tanımlayan kişilerin, kendini yüksek derecede kötümser olarak tanımlayanlara göre tüm nedenlerden kaynaklanan ölüm risklerinin %55, kalp damar hastalıklarından kaynaklanan ölüm risklerinin ise %23 daha az olduğu ortaya çıktı. Makalede major depresyonun kalp damar hastalıklarından ölüm için bilinen bir risk faktörü olduğu vurgulandı.

ızgara balık kalp

Archives of Internal Medicine dergisinin Ocak 2005 sayısında ızgara yada fırında pişirilmiş balık yiyen yaşlılarda, yağda kızartılmış balık yiyenlere göre daha az inme (felç) görüldüğü belirtildi.

65 yaş ve üzerindeki (ortalama 72.7 yaş) yaşlılarda değişik balık yemek tipleri ile inme arasındaki ilişki incelendi. 1989-1990 yılları arasında 4.775 kişiye ne sıklıkla ve nasıl balık yedikleri (yağda kızartma, fırında pişirme; ızgara, balık sandviçi) anket formları ile soruldu ve bu kişiler 12 yıl süre ile izlendi. Araştırıcılar  ayda 1-3 kez ızgara yada fırında pişirilmiş balık yiyenlerde %14 oranında daha az inme görüldüğünü saptadı. Haftada 1-4 kez ızgara yada fırında pişirilmiş balık yiyenlerde %28, haftada 5 veya daha fazla yiyenlerde ise %32 oranında iskemik inme (damar hastalığına bağlı inme) daha az görülüyordu. Oysa yağda kızarmış balık yiyenlerde inme riski %37 oranında artıyordu.

Araştırmacılar beslenme alışkanlıklarının inme riskinde önemli olduğunu vurguladılar.