Yapılan bir çalışmada günde 3 bardak hibiskus (çayı yapılan bir bitki, daha çok kuşburnu çaylarına katılan ve kırmızı rengi veren madde) çayı içilmesi 6 haftalık bir süre içinde yüksek kan basıncını düşürücü etki yaptığı bulundu.
Yorum: Yüksek tansiyonu olup ilaç almak zorunda olan hastalar ben bu çayı kullanırım diyerek ilaç kullanmayı bırakmamalı. Her ne kadar yüksek tansiyon üstüne olumlu etkisi olsa da hibiskus çayı tansiyon ilaçlarının yerine geçmez. Ancak bu çayı seven tansiyon hastaları içmeye devam edebilirler veya yüksek tansiyon hastaları diğer bitki çaylarına göre bu çayları tercih edebilirler.
The American Heart Association’s (AHA) Annual Scientific Sessions in New Orleans, 8-12 Kasım 2008.
Harvard’lı araştırmacılar 50 yaş ve üstü 14.641 erkek doktorda E vitamini ve C vitamininin kalp damar hastalıklarında koruyucu olup olmadığını incelendi. Grup 2’ye bölündü ve bir gruba her gün 500 mg C vitamini, ve gün aşırı 400 IU E vitamini verildi. Diğer gruba da plasebo (etkisiz ilaç) verildi. Doktorlar 8 yıl boyunca izlendi. Süre sonunda C ve E vitamini verilen grupta kalp damar olayı ve ölüm diğer gruba göre farklı olmadığı bulundu. Hatta E vitamini alan grup beyin kanaması riski %74 daha fazla bulundu.
Sonuç olarak E ve C vitamininin kalbi koruyucu olarak alınmaması gerektiği vurgulandı.
The American Heart Association’s (AHA) Annual Scientific Sessions in New Orleans, 8-12 Kasım 2008.
Japon araştırmacılar düşük doz (günde 81-100 mg) verilen aspirinin, kalp hastalığı olmayan ve kalp hastalığı yönünden düşük risk faktörüne sahip (bakınız: risk faktörleri) Tip 2 (insüline bağımlı olmayan) şeker hastalarını kalp hastalığından koruyucu olmadığını buldular; (Kalp hastalığı olmayan hastaların kalp hastalığından korunması birincil koruma, kalp hastalığı olanların ise kalp
damar olaylarından korunması ikincil korunma olarak bilinir).
Oysa aspirinin ikincil korumadaki yararlı etkisi çok yüksek. Kalp hastalığı olmayan şeker hastalarında kalbi koruyucu olarak E ve C vitamininin de kanıtlanmış yararlı etkisi yok. aspirin şeker kalbi
The American Heart Association’s (AHA) Annual Scientific Sessions in New Orleans, 8-12 Kasım 2008.
İlaçlı stentler normal stentlere göre şeker hastalığı olan hastalarda çok daha etkin ve güvenilir. Normal stentlerde ilk 6 ay içinde yeniden daralma %25-40 oranında görülüyor. Bu oran şeker hastalarında çok daha yüksek. Çünkü şeker hastalığı, damar hastalığı oluşumuna neden olan ve olan hastalığı da hızlandıran çok önemli bir risk faktörü. Şeker hastalarının damar darlıklarında
yapılan tedavi girişimlerinin (Bypass veya stent) sonuçları da şeker hastalığı olmayanlara göre daha kötü. Şeker hastalarında bypass yapılan damarlarda da darlık çıkma olasılığı ve stentlerde yeniden daralma oranları şeker hastası olmayanlara göre çok daha yüksek.
500 şeker hastasında yapılan bir çalışmada bu hastalarda normal stent yerine ilaçlı stent kullanımının normal stentlere göre tekrar müdahale oranını %5 düşürdüğü ve ayrıca ölüm ve kalp krizi oranlarını da bir miktar azalttığı görüldü.
The American Heart Association’s (AHA) annual scientific sessions in New Orleans, 8-12 Kasım 2008.
Yeni yapılan bir çalışmada, sağlıklı 238 erişkinde uyku kalitesi ve süresi özel testlerle değerlendirilmiş ve sonuçta yeterli süre ve yeterli kalitede uyuyamayan erişkinlerde prehipertansiyon gelişme oranı, iyi uyuyanlara göre 2-3.5 kat daha fazla bulunmuş.
Bilindiği gibi kan basıncının 140/90 mm Hg üzerinde olması kesin hipertansiyon olarak biliniyor. Normalde kan basıncının 120/80 mmHg’nın altında olması gerekiyor. Eğer kan basıncı 120/80 ile 139/89 mmHg arasında ise bu durum hipertansiyon öncesi dönem (prehipertansiyon) olarak adlandırılıyor. Bunun önemi prehipertansiyon olan bireylerde ileride hipertansiyon gelişme riskinin yüksek olması.
Case Western Reserve University School of Medicine, Cleveland, Ohio, USA, Ağustos 2008
Ayrıntılı bilgi:
hipertansiyon nedir?
Hipertansiyon tedavisinde kullanılan beta bloker grubu ilaçların yan etki olarak impotans (erektil disfonksiyon) yaptıklarına dair bilimsel olarak tam kanıtlanmamış düşünceler vardı. Bir beta bloker olan metoprolol (bizde beloc durules, beloc zok, lopresor, lopresor-sr, saneloc gibi isimlerle eczanelerde var) ile yapılan bir çalışma bu konuya açıklık getirdi.
Yapılan bir çalışmaya erektil disfonksiyon olmayan ve yeni teşhis edilen hipertansiyonu olan 114 erkek hasta alındı ve 3 gruba bölündü. Hepsine günde 100 mg metoprolol verildi. 1. grup hastalara metoprolol verildiğini ve bunun erektil disfonksiyon yapabileceği söylendi. 2. grup hastalara yalnız metoprolol verildiği söylendi ve erektil disfonksiyon yapabileceği söylenmedi. 3. grup hastalara ise ne ilacın ne olduğu, ne de erektil disfonksiyon yapabileceği söylendi. 60 gün sonra erektil disfonksiyon oranlarına bakıldı. Oranlar 1. grupta %32, 2. grupta %13 ve 3. grupta ise %8 idi. Sonuçta ilaçtan ve böyle bir yan etkinin olabileceğinden hiç haberi olmayanlarda erektil disfonksiyon oranı anlamlı olarak daha düşüktü. Son olarak 1. grup hastalara ilaç aynı dozda devam edildi ve bu grubun yarısına erektil disfonksiyon için viagra benzeri bir ilaç olan tadalafil 20 (bizde Cialis adıyla var) verildi, diğer yarısına ise plasebo (gerçek ilaca benzeyen ancak aktif madde içermeyen ilaç benzeri etkisiz madde) verildi ve görüldü ki tadalafil ve plasebo aynı oranda başarı sağladılar.
Sonuç: Beta bloker grubu ilaçların erektil disfonksiyon yaptığı tamamen ön yargıdır ve bu ilaçlarla oluşan erektil disfonksiyon büyük ölçüde psikolojiktir.
Cardiology, Temmuz 2008, 24;112(3):174-177.
Yeni bir araştırmaya göre gece uykuda solunum duraklaması (sleep apne) kalp krizine neden olabiliyor.
Uykuda solunum duraklaması özellikle kilolu insanlarda, burun problemlerinden dolayı burundan rahat nefes alamayanlarda, alkol alındığı zamanlar fazla görülüyor. Çoğunlukla solunum duraklaması gece uykuda olan hasta tarafından değil, eşi veya yakını tarafından farkediliyor.
Journal of the American College of Cardiology, Temmuz 2008
Siz de çoğu insan gibi yemeğin tadına bile bakmadan tuzluğa sarılıp boca edenlerden misiniz. O zaman bir kere daha düşünün. Çoğu erişkin insan günde 4-6 gr tuz tüketir. bu miktarın 2.4 gr hatta 1.5 grama çekilmesi tavsiye ediliyor.
Yapılan çalışma sonuçlarına göre, alımında %25-35 arası azalma, kalp damar hastalıkları riskini %25, bunlardan ölüm riskini ise %25 oranında azaltıyor.
Bir çok insan yanlış olarak sofradan tuzluğun kaldırılmasının yeterli bir önlem olacağını düşünür. Ancak unutulmamalıdır ki tat vermesi için, bozulmaması için veya yapısını uzun süre koruması için bir çok “paket yiyecek”, “işlenmiş yiyecek” veya “restoran yemekleri” yüksek oranlarda tuz içermektedir.
Peki tuz alımımızı nasıl azaltalım, buyurun size bazı ip uçları;
15 sağlıklı gençte yapılan araştırmada, popüler enerji içecekleri nden 2 kutu içildikten sonra bir kaç saat içinde, sistolik (büyük) kan basıncı %9.6, diyastolik (küçük) kan basıncı %7.8, kalp hızı ise %11 oranında arttığı görüldü.
İçecekler konsantrasyon ve uyanıklığı artırmak için kullanılıyor. İçinde yüksek miktarda kafein ve bir amino asit olan taurin bulunuyor. Bu içecekler, sporcuların kullandığı içeceklerden farklı, çünkü onlarda uyanıklılığı artıran bu gibi maddeler bulunmuyor.
Sağlıklı insanlarda probleme neden olmayan bu artışların hipertansiyon veya kalp damar hastalığı olan hastalarda sorun oluşturabileceği bildiriliyor.
American Heart Association yıllık toplantısı, Orlando, Florida, 6 Kasım 2007.
Konuyla ilgili diğer yazı:
Enerji içecekleri ne kadar faydalı
ve,
SONUÇ:
Açlık kan şekerinizi ve kan basıncınızı kontrol ettiriniz.