50 yaş üstünde kemik erimesi (osteoporoz) riskini azaltmak için genellikle kalsiyum alınması tavsiye edilir. Fakat Almanya’da, 23.980 kişinin 11 yıl izlenmesiyle yapılan bir çalışma, yiyecekler dışında ekstra olarak (ilaç olarak) alınan kalsiyumun kalp krizini artırdığını ortaya çıkardı.
Kalsiyumun yiyeceklerle (süt ürünleri vs) alınmasında herhangi bir sakınca görülmüyor. Bundan dolayı kemik erimesi tedavisinde kalsiyumun ilaçlarla değil yiyeceklerle alınması, D vitamininin ve egzersizin daha ön plana çıkarılması öneriliyor.
Associations of dietary calcium intake and calcium supplementation with myocardial infarction and stroke risk and overall cardiovascular mortality in the Heidelberg cohort of the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition study (EPIC-Heidelberg). Heart 2012;98:920-925 doi:10.1136/heartjnl-2011-301345
Çok iyi bildiğimiz gibi kilolu olma ve özellikle de obezite kalp damar hastalıkları içinde önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.
Ancak, İngiltere’de yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, obezite ile beraber diğer risk faktörleri (metabolik risk faktörleri; hipertansiyon, şeker, HDL düşüklüğü, CRP yüksekliği gibi) beraber bulunmuyorsa yalnızca obez olan kişilerdeki kalp damar hastalığı gelişme riski, obezitesi ve diğer risk faktörü bulunmayan kişilerdekinden farklı bulunmadı.
Çalışma orta yaşlı 22.000 kişinin ortalama 7 yıl süreyle takibi ile yapıldı. Çalışma sonunda obez olan ancak başka risk faktörü bulunmayanlarda kalp damar hastalıklarına yakalanma veya bu hastalıklardan ölüm riski, obezite ve diğer risk faktörü olmayan bireylerden farklı bulunmadı.
Dolayısı ile obeziteye kalp damar hastalıkları yönünden biraz farklı gözle bakmak gerekiyor. Tek başına kilonun kalp damar hastalığı yönünden belirleyici olmadığı ancak beraberinde diğer risk faktörlerinin birlikte olmasının önemli olması dikkat çekiyor.
Metabolically Healthy Obesity and Risk of All-Cause and Cardiovascular Disease Mortality J Clin Endocrinol Metab 2012
Bilindiği gibi hipertansiyon tüm dünyada önemli bir sağlık problemidir. Ve yine bilindiği gibi hipertansiyon nedenlerinden biri de ailede hipertansiyon bulunmasıdır. Dolayısı ile hipertansiyonun kalıtımsal geçişi de söz konusudur. Daha başka bir ifade ile, ailesinde hipertansiyon bulunan kişilerde hipertansiyon gelişimi daha sık olabileceği için bu kişiler daha dikkatli olmalı ve zaman zaman kan basınçlarını kontrol etmeliler.
Yeni yapılan bir çalışmada orta ve ileri seviyede yapılan egzersizle, ailesinde hipertansiyon bulunan kişilerde hipertansiyon gelişme riskinde %26-42 oranında azalma görüldü. (Orta dereceli egzersiz haftalık 130-150 dakikalık yürüyüşe karşılık geliyor).
Yani egzersizin sayısız yararına bir yenisi daha eklenmiş oldu.
Cardiorespiratory fitness reduces the risk of incident hypertension associated with a parental history of hypertension. Hypertension. 2012 Jun;59(6):1220-4. Epub 2012 May 14.
Bir süredir medyada; damar açtığı, hiçbir doktorun ve ilacın yapamadığını yaptığı, vs gibi hiç bir bilimsel dayanağı olmayan; tamamen aldatma ve istismar etme temelleri üzerine kurulu olan reklamlarla pazarlanan, bitkisel olduğu ileri sürülen, ne olduğu belirsiz ürünler; bilim insanlarının yaptığı şikayetler sonucunda nihayet sağlık bakanlığı tarafından piyasadan toplatıldı.
Sevgili okurlarımın, etkinliği ve hangi durumlarda kullanılması gerekliliği bilimsel çalışmalarla ispat edilmiş ve doktor önerisiyle verilmiş ilaçlardan şaşmamalarını ve bu tür fırsatçı, istismarcı ve kendi çıkarları için halk sağlığı ile dilediğince oynayabileceklerini zannedenlerden uzak durmalarını öneririm.
Konu ile ilgili olarak, “Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık genel Müdürlüğü”nün sitesindeki haberi ve bu haberin adresini aşağıda bulabilirsiniz:
Dr. Mustafa ERASLAN isimli şahsın “Clavis” ve “Clavis panax” isimli ürünlerin, Dr. Ömer COŞKUN isimli şahsın ise “Klavis panax” isimli ürünün birçok televizyon, radyo kanalları ve internet sitelerinde endikasyon belirterek, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak tanıtım ve satışlarını yapmakta olduğuna yönelik Bakanlığımıza birçok şikayet ulaşmıştır.
Konuyla ilgili olarak 12/12/2011 tarihinde toplanan Bakanlığımız Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Danışma Komisyonu;
“Dr. Mustafa ERASLAN” ve “Dr. Ömer COŞKUN” isimli şahısların “Clavis panax” ve “Clavis” markası ile birçok ve “Klavis panax” isimli ürünün muhtelif televizyon, radyo kanalları ve internet sitelerinde satışını yapmakta, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak halkı istismar etmekte, yanıltmakta, herhangi bir tedavi etkisi olmayan ürünleri para karşılığı satarak menfaat temin etmekte ayrıca halkın sağlığını bu fiilleri ile tehlikeye düşürmekte olduğu konusuyla ilgili olarak söz konusu ürünlerin endikasyon belirterek satış ve tanıtımlarının yapıldığının görülmekte olduğu, bu nedenle yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda olası sağlık problemlerinin de önlenmesi amacıyla “Clavis panax” da dahil olmak üzere “Clavis” markalı ürünlerin ve “Klavis Panax” isimli ürünün piyasadan toplanmasının gerektiği yönünde bilimsel kanaat belirtmiştir.
Bakanlığımızın görev ve yetkilerinin belirlenmiş olduğu 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 27.maddesinin ikinci fıkrasının ( b) bendi “Sağlık beyanı ile satışa sunulacak ürünlerin sağlık beyanlarını inceleyerek bu beyanlara izin vermek, izinsiz veya gerçeğe aykırı sağlık beyanı ile yapılan satışları denetlemek, gerektiğinde durdurma, toplama, toplatma ve imha iş ve işlemlerini yapmak veya yaptırmak, izin ve sağlık beyanları yönünden bunların her türlü reklam ve tanıtımlarını denetlemek ve aykırı olanları durdurmak, piyasaya arz edilen ilaç, tıbbî cihaz ve ürünlerin reklam ve tanıtımının usûl ve esaslarını belirlemek ve uygulamasını denetlemek.” hükmündedir.
Ayrıca 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu gereğince endikasyon belirterek satışa sunulan ürünlerin Genel Müdürlüğümüzden izin alması gerekmektedir. 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu gereğince Bakanlığımızdan ruhsat/izin alınmadan ilaçların imali, ithali ve satışı yasaktır. Bu şekilde izinsiz olarak ilaçları imal/ithal etmek, bilerek satmak veya satışa arz etmek veya sattırmak fiilleri hakkında aynı Kanun’un 19.Maddesi gereğince işlem yapılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, İlinizde bulunan eczane, ecza depoları, aktar ve baharatçı ve söz konusu ürünlerin muhtemel satışı olan yerlere gidilerek, gerekli kontrollerin yapılması, gerek görülmesi durumunda ilgili birimlerle koordinasyona gidilerek “Clavis panax” da dahil olmak üzere Clavis markalı ürünlerin ve “Klavis panax” isimli ürünün satışının tespiti halinde mühür altına alınarak satışının engellenmesi ve yapılan işlemlerin sonucundan tarafımıza bilgi verilmesi hususlarında;
Bilginizi ve gereğini rica ederim.”
http://www.iegm.gov.tr/Default.aspx?sayfa=anasayfa&newsId=758
Bilindiği gibi normalde egzersiz ile (yürüme, koşma vs) kan basıncı herkeste yükselir. Onun için tansiyon normalde istirahatte ölçülür. Bununla birlikte normal tansiyonu olan bireylerde efor sırasında aşırı kan basıncının yükselmesi, ileride kalıcı hipertansiyon çıkabileceğinin işareti olabilir. Yapılan önemli bir çalışmada, tansiyonları normal olan ve bir şikayeti bulunmayan 6578 kişi (kadın erkek yaklaşık eşit miktarda, ortalama yaş 46) hafif derecede (submaksimal) egzersiz testi (treadmill veya efor testi) yapıldı ve bu kişiler 20 yıl süreyle takip edildi.
İzleme süresince egzersiz testinin 2. kademesinde (hız 4 km/saat, eğim %12), kan basıncı 180/90 mmHg’dan daha fazla yükselen bireylerde kalp damar hastalığından ölüm 2.4 kat daha fazla görüldü.
Dolayısı ile hipertansiyon hastası olmayan ama egzersizle aşırı tansiyon yükselmesi gözlenen kişiler daha yakın izlenmeli.
Circulation Editors’ Picks: Most Read Articles in Exercise Physiology. Circulation. 2011;124:e393-e401
65-92 yaşları arasındaki erkeklerde yapılan 20 yıllık bir takip süresince günlük 20-40 dakikalık canlı yürüyüşün (saatte 4-5 km) yapanların daha uzun yaşadığı saptandı.
Circulation Editors’ Picks: Most Read Articles in Exercise Physiology. Circulation. 2011;124:e393-e401
Biliyoruz ki bir takım risk faktörlerinin varlığında kalp damar hastalıklarına yakalanma riski ve bunun sonucu olarak da kalp krizi geçirme riski artmaktadır. Kalp damarlarında darlıklar bulunan veya kalp krizi geçirme riski yüksek olan hastalarda da kalp krizini tetikleyen bazı faktörler vardır. Bunlar;
Trafik, aşırı fiziksel zorlanma, öfke, kızgınlık, alkol, kahve, hava kirliliği, ağır yemek, kokain, mariyuhana, seksüel aktivite.
Yapılan bir çalışmada kişisel ve toplumsal düzeyde bu faktörlerin hangilerinin daha önemli olduğu araştırılmış. Birey bazında değerlendirildiğinde kalp krizi tetikleyicileri en önemliden düşüğe doğru sıralanırsa; en başta kokain kullanımı gelirken bunları, ağır yemek, mariyuana içme, negatif kişilik, aşırı fiziksel yorgunluk, alkol, kızgınlık-öfke, seksüel aktivite, trafik, solunum yolu infeksiyonları, kahve ve hava kirliliği takip ediyor.
Oysa toplumsal bazda ele alındığında sıra değişiyor: en üst sırayı trafik alırken bunu hava kirliliği izliyor. Kalp krizinin tetiklenme riski; trafiğe maruz kalanlarda kalmayanlara göre 7 kat, hava kirliliğine maruz kalanlarda ise kalmayanlara göre 5 kat daha fazla olduğu görülüyor. Bunların ardından ise sırayla; aşırı fiziksel yorgunluk, alkol, kahve, negatif kişilik, kızgınlık, ağır yemek, seksüel aktivite, kokain, mariyuhana içme ve solunum yolu infeksiyonları geliyor.
Sıralamanın birey ve toplumsal bazda farklı olmasının nedeni, krizi tetikleyen etkene maruz kalınma oranlarının değişik olması: Birey bazında en güçlü tetikleyici kokain iken (krizin tetiklenme riski, kokain alanlarda, almayanlara göre 24 kat daha fazla), toplumsal bazda önemini yitiriyor. Çünkü toplumda kokain kullanım oranı çok düşük, dolayısıyla toplumsal bazda kokainin kalp krizini tetikleme yüzdesi %1’in altında.
Oysa, doğal olarak, özellikle büyük şehirlerde yaşayan herkesi etkileyen hava kirliliği ve trafik, toplumsal ölçekte en büyük tetikleyici haline geliyor. Bu arada trafikte olmanın sürücü kadar yolcuyu da olumsuz etkilediğini vurgulamalıyım.
Ayrıntılı bilgi için:
Time: http://ti.me/hU71hx
The Lancet:
Doktor muayenelerinde veya sağlık kuruluşlarında hastaların %40’ında kan basıncı olduğundan daha yüksek çıkıyor ve yanlış olarak hipertansiyon tanısı alıyor. Buna “beyaz gömlek hipertansiyonu” diyoruz. Hipertansiyon hastası olanlarda ise beyaz gömlek hipertansiyonu olma oranı %25.
Bunu önlemek için uygun koşullarda kan basıncına bakılmalı, eğer yüksek çıkarsa ilk ölçüm dikkate alınmamalı ve 1-2 dk arayla 3-5 ölçüm yapılıp ortalaması alınmalı.
Myers MG et al. Conventional versus automated measurement of blood pressure in primary care patients with systolic hypertension: Randomised parallel design controlled trial. BMJ 2011 Feb 7; 342:d286.
Bir çok yerde kemik erimesinin önlenmesi veya tedavisinde kalsiyum önerilmektedir. Ancak son yapılan ve 11.921 hastayı kapsayan 15 çalışmanın analizi sonucunda kemik erimesi (osteoporoz) tedavisinde, beraberinde D vitamini olmaksızın tek başına kalsiyum alınmasının kalp krizi riskini artırdığı gözlendi. İncelenen bu çalışmalarda en az 1 yıl süreyle ve günde en az 500 mg kalsiyum kullanan 40 yaş üstü hastalar araştırıldı.
Araştırmacılar bu tedaviyi alan hastaların olası yarar/zarar oranlarının değerlendirilmesi için doktorlarıyla görüşmesini öneriyorlar.
Bolland MJ, Avenell A, Baron JA, et al. Effect of calcium supplements on risk of myocardial infarction and cardiovascular events: meta-analysis. BMJ 2010; DOI:10.1136/bmj.c3691. (Pubmed)
Şekerli ve gazlı içecekler her zaman popüler oldu. Sağlıksız oldukları ile ilgili haklarında zaman zaman çıkan haberler rağmen yoğun bir şekilde tüketiliyorlar.
ABD‘de yapılan bir çalışma ile; bu içeceklerin kalp hastalıklarını ve şeker hastalığını artırdığına, son 10 yılda bu içeceklerle 130.000 yeni şeker hastasının, 14.000 yeni kalp hastasının oluştuğuna dikkat çekildi.
Bu içeceklerle obezite ve şeker hastalığı sıklığının arttığı, bunların ise kalp hastalıklarını da artırdığı düşünülüyor.
Kirsten Bibbins-Domingo, Robert H. Eckel; March 5, 2010, presentation, American Heart Association’s Cardiovascular Disease Epidemiology and Prevention annual conference, San Francisco