Yazar arşivi gkhn

Amerikanın önde gelen haber dergilerinden U.S. News & World Report, sağlık uzmanlarından oluşan bir panel ile popüler 25 diyeti değerlendirdi. Buna göre uzmanlar her bir diyete çeşitli konularda (kısa ve uzun dönemli kilo verme, uyumda kolaylık, besleyici olma, şeker hastalığı üzerine etkisi, kalp hastalığı üzerine etkisi) 1-5 arasında bir puan ile değerlendirdi. Buna göre 1 puan en kötü, 5 ise en iyi puan olarak verildi. Değerlendirmenin sonunda diyetler en iyisinden en kötüsüne doğru sıralandı.

popüler diyetBuna göre;numara: DASH (Dietary Approaches to Stop Hypertension) diyeti: hipertansiyon için çıkarılan ancak herkes için geçerli en sağlıklı diyetlerden biri

  1. numara: TLC (Therapeutic Lifestyle Changes) diyeti
  2. numarayı ise Mayo Clinic diyet ve Akdeniz diyeti beraber paylaştı.

Günümüzün en popüler diyetleri olan Atkins ve Dukan diyetleri ise kısa ve uzun süreli kilo verme, uygulama kolaylığı, beslenme değeri, şeker hastalığı ve kalp hastalığına etkileri konusunda en kötü diyet ünvanını aldılar.

Sonuç: Kalp ve şeker hastalarının Dukan ve Atkins diyeti gibi tek yönlü diyet yapmamaları çok önemli.

Kaynak:

http://health.usnews.com/best-diet/best-overall-diets/data

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) geçtiğimiz ay, doğumsal (konjenital) anomalilerle (bebeklerde ana karnında gelişen anormallikler) ilgili bir rapor yayımladı. Buna göre;

  • Dünyada doğumsal anomaliler her 33 doğumda bir görülüyor ve her yıl böyle probleme sahip 3.2 milyon bebek doğuyor.

  • En sık görülen doğumsal anomalilerde başı; kalp, nöral tüp bozuklukları (sinir sistemine ait) ve Down sendromu çekiyor.

  • Yeni doğanlarda ilk 28 gün içinde bu nedenlerden dolayı 270.000 bebek ölüyor

  • Doumsal anomaliler ciddi bir iş gücü, sosyal ve ailesel problemler oluşturuyor.

Oysa, bir çok doğumsal anomalinin, basit tedavi ve önlemlerle üstesinden gelmek mümkün. Örneğin, doğumsal anomalilerin önde gelen nedenlerinden biri olan kızamıkçık (yılda 110.00 bebek bundan dolayı problemlere sahip) basit bir aşı ile önlenebiliyor.

Kaynak:
http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs370/en/index.html

Anne sütü, bilindiği gibi bebekler açısından son derece sağlıklı.

Ekim ayı başında Sydney’de yapılan Uluslararası hipertansiyon derneğinin yaptığı toplantıda sunulan çalışmada; çocuklarını 6-12 ay boyunca emziren annelerin, ileri yaşlarında hipertansiyon gelişimini %18 az bulundu. Emzirme ne kadar uzun sürerse hipertansiyon riski de o oranda azalıyor.

Çalışmanın sonuçları, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün, anne ve bebek sağlığı için annelerin bebeklerini minimum 6 ay emzirmesi gerektiğini bildiren önerisiyle de uyumlu.

Kaynak:
http://www.medpagetoday.com/Cardiology/Prevention/35199

Dünyada milyonlarca insan kalp damar sağlığını ve inme riskini azaltmak için omega-3 balık yağı haplarını kullanıyor. Fakat yapılan çalışmalarda bunun doğru olmadığı ortaya çıktı.

Çoğu insanın sağlıklı yaşam için eczaneler dışında çoğu yerde bulabildiği ve kullandığı balık yağı kapsüllerinin sanıldığı gibi kalp damar sağlığına faydası yok. İçlerinde bir çoğunun kalp damar hastası olduğu 70.000 insanı kapsayan 20 çalışmanın sonuçları değerlendirildiğinde omega-3 ‘ün kalp damar hastalıklarından ve inmeden korumadığı ve bu hastalıklardan ölümü azaltmadığı görüldü.

Trigliserid yüksekliklerinde tedavi edici olarak günde 2-4 gr içinde 2 tip (EPA ve DHA) omega-3 yağ asiti bulunan balık yağı kapsülleri doktor tarafından önerilebiliyor. Ayrıca balığın sağlıklı olduğu ve yenmesi gerektiği de unutulmamalı.

Ancak doktorunuzun önerisi olmadan balık yağı kapsülleri kullanmak mantıklı görünmüyor.

Kaynak:
Fish Oil Fizzles for Fighting Heart Attack, Stroke

Horlama nın kalp hastalıklarına yakalanma ve buna bağlı ölümleri artırdığına inanılırken Avusturalya’da yapılan bir çalışmada bunun doğru olmadığı bulundu.

380 erişkinin 17 yıl boyunca izlendiği, kişilerde sleep apne (uykuda solunumun geçici durması) ve horlamanın olup olmadığının cihazlarla saptandığı çalışmada sleep apnesi olmayıp her gece horlayanların diğerlerine göre kalp damar hastalıkları ve bundan kaynaklanan ölümlere daha sık yakalanmadığı ortaya çıktı. Sleep apnenin olması ise, daha önceden de bilindiği gibi kalp damar hastalıkları riskini artırıyor.

Horlama özellikle horlayanın yatak arkadaşları için önemli bir problem. Net bir istatistik olmamakla birlikte erişkinlerin %30’unun uyurken horladığı düşünüyor.

Horlama ve özellikle de sleep apne, özel donanımı olan hastanelerde hastalar yatırılarak saptanabiliyor ve belli ölçülerde tedavi edilebiliyor.

Kaynak:

http://www.medicalnewstoday.com/articles/251292.php
http://tr.wikipedia.org/wiki/Uyku_Apnesi

American College of Cardiology dergisinde yayımlanan araştırmada, sigaraya gençlik yıllarında başlayan ve kesintisiz devam edenler, hiç sigara içmeyenlere göre 2 kat daha fazla ölüyor. Daha önemlisi sigaranın ölümcül etkisinin birikici (kümülatif) olması. Yani gençlik yıllarında (okul yılları olarak düşünebiliriz) içilen sigara, daha sonra bırakılsa bile bu kişiler, hiç içmemişlere göre yine
fazla ölüm riskine sahip.

28.000 erkeğin ortalama 53 yıl izlendiği çalışmada okul yıllarında sigaraya başlayıp hala içmeye devam edenlerin hiç içmeyenlere göre 2 kat daha fazla öldüğü, okul yıllarında başlayıp fakat daha sonra bırakanlarda ise erken ölüm riskinin %29 olduğu görüldü. Erken yaşta içilen sigara, kalp hastalıkları dışında kanser riskini de artırıyor.

Sonuç olarak; sigaraya hiç başlamamak en güzeli, fakat başlayanların da bir an önce bırakması gerekiyor.

Kaynak:

Teen Smoking Linked to Earlier Death. Medscape. Oct 04, 2012

Çalışma, ABD’de kalp krizi nedeniyle hastaneye yatırılan 4200 hastada yapılmış. Hastaneden taburcu olmadan önce hastalara, hastaneye yatmadan son 1 aydaki stres durumlarını belirlemek için anket doldurulmuş. Anket sonuçlarına göre hastalar stres düzeyi yüksek veya düşük olarak gruplanmış. Stres düzeyi orta veya yüksek olan hastaların hastaneden taburcu olduktan sonraki 2 yıl içindeki ölüm oranı daha yüksek bulunmuş (orta ve yüksek stres bulunan hastaların %13’ü ölürken düşük stres düzeyinde oran %9).

Stresin kalp krizlerine yol açmadaki olumsuz rolü uzun zamandır biliniyor. Ancak kalp krizi sonrasındaki sağ kalım oranını da olumsuz etkilediği çalışma ile gösterildi.

Tabi konu aslında çok boyutlu. Stres düzeyi yüksek olanlar daha çok sigara kullanmış olabilir, depresyonda olabilir (depresyon da risk faktörü), düşük gelir düzeyine sahip olabilir, düzenli ve sağlıklı beslenmeyebilir vs. Ne olursa olsun stres günümüzde bir çok hastalığın ve yaşamı kısaltan etkenlerin önemli bir kaynağı ve onunla mücadele etmek önemli.

Kaynak:

Chronic Stress Tied to Worse Heart Attack Prognosis. Medscape. Oct 05, 2012

Finlandiyada yapılan bir çalışmada, domateste bulunan likopen maddesinin erkeklerde inme riskini azalttığı görüldü. 1031 Finli erkeğin, 12.1 yıl izlenmesiyle yapılan çalışmada, likopen seviyesi yüksek olanlarda inme daha düşük oranda görüldü.

Domates ve domatesten yapılan ürünlerde likopen yüksek oranda bulunuyor. Likopen önemli bir antioksidan ve LDL (kötü) kolesterolü düşürmede, bağışıklığı güçlendirmede ve pıhtılaşma riskini azaltmada önemli bir rolü var. Çalışmanın sonuçları günde 3-5 adet (veya porsiyon) mevye ve/veya sebze tüketmenin yararlı olduğuna dair önerileri de güçlendirmekte.

Kaynak:

http://www.neurology.org/content/79/15/1540.abstract

Egzersiz faydalı: ama fazlası?

Biz doktorlar egzersizin kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, kilo, şeker hastalığı başta olmak üzere bir çok konuda oldukça faydalı olduğunu söyleriz. Tabi ki bu doğru. Ancak bu faydanın elde edilmesi için yapılış şekline dikkat etmek gerekiyor.

Aşırı yapılan egzersiz fayda yerine zarar verebiliyor. İlk maraton koşucularında görülen bu durum, kalp ile ilgili problemlere (ritim bozuklukları, kalp kası kalınlaşmaları ve kalp damarlarında kireçlenmelere -kalsifikasyon-) yol açabiliyor. Yine maraton koşucuları ve profesyonel bisiklet yarışmacıları gibi ağır spor yapanlarda atrial fibrilasyon dediğimiz ritim bozukluğu gelişme sıklığı artıyor.

Kalp sağlığını bozan ağır egzersizin tanımını yapmak ise kolay değil. Maraton koşucuları ve profesyonel bisikletçileri bu gruba koymak kolaysa da, önerilen egzersizlerden daha fazla spor yapanlara nereye kadar izin vereceğimiz açık değil. Koşan insanlara kaç kilometrenin üzerinde koşmamalarını söyleyeceğiz, yine bunlar da çok net değil.

Peki sağlıklı egzersiz miktarı için ne diyeceğiz?  Günümüzde haftada en az 150 dakika orta dereceli egzersizin sağlıklı olduğunu biliyor ve öneriyoruz.

Kaynak: 
Overdosing on Exercise May Be Toxic to the Heart

İlgili Konular:

Egzersiz ile ailevi hipertansiyon riski azalıyor
Kalp İçin Yararlı Egzersizler

Egzersizin sürekli olması, ne kadar yoğun yapıldığından daha önemli

Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC -European Society of Cardiology), kalp damar hastalıklarını önleme ile ilgili önerilerinin 2012 yılı güncellemesini çıkardı, Bunların çoğu bildiğiniz şeyler. Ama bilmedikleriniz de olabilir. Buna göre önemli noktaları özetleyecek olursam;

  • Avrupada 75 yaş altındaki erkeklerin %38’i, kadınların da %42’si kalp damar hastalıklarından ölüyor, risk faktörleriyle mücadele ile bu ölümleri %50’den fazla azaltmak mümkün, Risk faktörleriyle mücadele hayatboyu olmalı (doğumdan ölüme kadar),

  • Düşük sosyoekonomik düzey, iş ve aile stresi, depresyon, öfke, kalp damar hastalığının gelişmesine zemin hazırlıyor, olanları ise daha da ağırlaştırıyor,

  • Sigara (veya sigara dumanına maruz kalma -pasif içicilik-) kalp damar hastalığı gelişiminde tek başına bağımsız güçlü bir risk faktörü,

  • Sağlıklı diyet kalp damar hastalıklarını önlemede çok önemli yere sahip. Buna göre; doymuş yağlardan ve işlenmiş gıdalardaki yağlardan (trans yağlar) uzak kalmak, günde 5 gramın altında tuz, günlük 30-35 gr lif (tam tahıl, meyve ve sebzelerden), günde 200 gr sebze ve 200 gr meyve, haftada en az 2 kez balık (biri yağlı balık olmalı), alkol günlük maksimum 2 kadeh şarap (veya eşdeğer diğer alkollü içecekler),

  • Egzersiz (haftalık 2.5-5 saat) Hipertansiyonlu hastalarda kan basıncı 140/90 mmHg’nın altında olmalı,

  • Şeker hastalarında HbA1c değeri %7 ‘nin altında olmalı,

  • Şeker hastalarında kolesterol düşürücü ilaçlar (statinler) öneriliyor,

  • Şeker hastalarında kan basıncı 140/80 mmHg altında olmalı,

  • Kalp damar hastalarında LDL kolesterol değeri 70 mg/dl veya altında olmalı, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, ailesel lipid yüksekliği, ciddi hipertansiyon, olan hastalarda ise LDL düzeyinin 100 mg/dl altında olması hedeflenmeli.