Yazar arşivi Ahmet Alpman

ızgara balık kalp

Archives of Internal Medicine dergisinin Ocak 2005 sayısında ızgara yada fırında pişirilmiş balık yiyen yaşlılarda, yağda kızartılmış balık yiyenlere göre daha az inme (felç) görüldüğü belirtildi.

65 yaş ve üzerindeki (ortalama 72.7 yaş) yaşlılarda değişik balık yemek tipleri ile inme arasındaki ilişki incelendi. 1989-1990 yılları arasında 4.775 kişiye ne sıklıkla ve nasıl balık yedikleri (yağda kızartma, fırında pişirme; ızgara, balık sandviçi) anket formları ile soruldu ve bu kişiler 12 yıl süre ile izlendi. Araştırıcılar  ayda 1-3 kez ızgara yada fırında pişirilmiş balık yiyenlerde %14 oranında daha az inme görüldüğünü saptadı. Haftada 1-4 kez ızgara yada fırında pişirilmiş balık yiyenlerde %28, haftada 5 veya daha fazla yiyenlerde ise %32 oranında iskemik inme (damar hastalığına bağlı inme) daha az görülüyordu. Oysa yağda kızarmış balık yiyenlerde inme riski %37 oranında artıyordu.

Araştırmacılar beslenme alışkanlıklarının inme riskinde önemli olduğunu vurguladılar.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Tuz'un yanlış bilinenleri

Aslında fazla tuz almıyorum, çünkü yemeklerime tuz koymuyorum.

Yanlış: Günlük aldığımız tuzun %75’ini yemek için satın aldığımız ürünlerle alıyoruz. Hatta bazı yiyeceklerin 1-2 porsiyonu ile günlük maksimum miktara bile ulaşabiliriz (bkz: yiyecekler ve tuz miktarları). Çoğu hazır gıdaların etiketlerinde 100 gr başına içerdiği sodyum miktarı yazılıdır. Genel olarak işlenmiş et ürünleri, hazır çorbalar, konservelerde tuz miktarı çoktur.

Tuzsuz yemeğin hiç tadı olmaz.

Yanlış: Devamlı tuzlu yiyecekler yiyen veya yemeklerine ek olarak tuz atan kişilerin dillerindeki tuzu algılayan cisimciklerin tuz eşiği yükselir ve normal tuzlu yemekleri bile tuzsuz olarak algılar. Oysa tat cisimcikleri eğitilebilir: Yani az tuzlu yerseniz bir kaç hafta sonra yemekler size “normal tuzlu” gelir. Hatta “normal tuzlu” yemekler de “çok tuzlu” gelir. Dolayısı ile tuzlu yemek alışkanlığı değiştirilebilir. Bundan başka fazla tuz, yemeklerdeki çok baskın olmayan farklı lezzetleri de maskeler. Az tuzlu yiyerek, bu farklı lezzetleri de algılayıp yemekten daha fazla zevk alabilirsiniz.

Yemeklerin tadına bakarak çok tuzlu olduklarını anlayabilirim.

Yanlış: Bazı yiyecekler çok tuz içermesine rağmen fazla tuzlu hissedilmeyebilir. Örneğin şeker içeren bisküviler. Ayrıca dilimizdeki tat alma cisimcikleri fazla tuza alışmışsa bazı yiyeceklerin tuzlu olduğunu fark edemeyebiliriz.

Tuza özellikle yaşlı insanlar dikkat etmelidir.

Yanlış: Çok fazla tuz almak her yaştan insanın tansiyonunu yükseltebilir. Günümüzde 30-40’lı yaşlarda yüksek tansiyonun (hipertansiyon) görülme sıklığı oldukça fazladır.

Pahalı tuzlar daha sağlıklıdır.

Yanlış: Tuzda sodyum klorür (NaCl) vardır ve tansiyonu yükselten sodyum (Na)’dur. Tuzun nereden çıkarıldığı (deniz, yer altı vs) veya nasıl hazırlandığı (kristal, toz, kaba) önemli değildir. Sonuçta hepsi sodyum klorür içerir.

Sıcak iklimlerde çok terleriz, dolayısı ile daha fazla tuz almamız gerekir.

Yanlış: Çok yüksek sıcaklıklarda bile terle tuz kaybı fazla olmaz. Dolayısı ile sıcak havada ek olarak tuz almamız gerekmez. Fakat sıcak havalarda fazla su içmemiz çok önemlidir.

Tuz yaşamam için gerekli. Eğer tuz almazsam vücudumda tuz eksilir.

Yanlış: Yiyeceklerinize dışarıdan hiç tuz koymasanız dahi içeriklerindeki tuz miktarı vücudumuz için yeterlidir.

Tansiyonum yüksek ise bunu anlayabilirim.

Yanlış: Tansiyonu yüksek olan bir çok insanın hiçbir şikayeti yoktur. Dolayısı ile ölçülmediği sürece, tansiyonun yüksek olduğu bilinemez.

Normal tuz yerine istediğim kadar diyet tuzu kullanabilirim.

Yanlış: Diyet tuzlarında çoğunlukla tuz tadını veren potasyum klorür (KCl) bulunur. Bazılarında ise buna ek olarak bir miktar normal tuz da olabilir. Potasyum klorür böbrek hastalarında zararlı olabilir. Onun için diyet tuzunu ancak doktorunuz önerirse kullanmalısınız.

Himalaya tuzu sağlıklıdır!

Yanlış: Sağlıklı olduğu ileri sürülen bu tuzda da bildiğimiz sodyum klorür bulunur.


Tuzla ilgili diğer konular:

Ek kaynaklar

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

sağlıklı beslenme kuruyemiş

Fındık, ceviz ve badem kolesterolü düşürür. Her gün 1 avuç yenmeli.

Yanlış: Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar kalp sağlığı açısından değerli yağ asitlerine sahip olduğundan beslenmede yer verilmeli. Ancak yağlı tohumların yağ içeriğinin yüksek olması nedeniyle fazla miktarlarda tüketilmesi kan kolesterol oranını düşürmüyor, aksine yüksek kalori nedeniyle kilo üzerine oldukça olumsuz etkileri oluyor. Mutlaka yenilecekse günlük 6-8 adet fındık veya 2 adet ceviz yeterli. Kaldı ki kolesterol oranı sağlığınızı tehdit edecek boyutlarda ise doktorunuz kolesterolünüzü çok daha etkin bir şekilde düşürecek ilaçlar verecektir.
Kolesterol ilaçları hakkında bazı ön yargılarınız mı var? O zaman lütfen şunu okuyun.

100 gr: Kalori Yağ (gr)

Ay çekirdeği

524

36

Badem (iç)

640

54

Ceviz (iç)

690

64

Fındık (iç)

656

61

Fıstık (iç-kavrulmuş)

629

49
Şam fıstığı (iç)

638

54

Görüldüğü gibi kuru yemişlerin kalorisi ve içerdiği yağ oranları oldukça yüksek. Bu değerleri, aşağıda örnek olarak verdiğim besinlerin kalorisi ve yağ içerikleri ile karşılaştırdığımızda durumu daha iyi anlayacağız:

100 gr: Kalori Yağ (gr)

Domates

21

0.2

Tavuk (göğüs)

99

0.9

Somon balığı

80

0.8

Palamut balığı

168

7.3

Bonfile (dana)

95

1.4
Karaciğer (dana)

124

4.0

Zeytinyağı kolesterolü düşürdüğü için sınırsız olarak tüketilmesinde sakınca yoktur.

Yanlış: Günlük alınan enerjinin yüzde 25-30’ u yağlardan gelmeli. Bu yağların da yaklaşık yüzde 7-10‘u doymuş, yüzde 10’u tekli doymamış, yüzde 10-15‘i çoklu doymamış yağ asitlerinden karşılanmalı. Zeytinyağı tekli doymamış yağ asidi olduğu için mutlaka diyette yer verilmeli fakat çoklu doymamış yağ asitlerini unutmamak kaydıyla!

zeytinyağı

Süt, yoğurt ve peynir gibi hayvansal kaynaklı besinler hiç tüketilmemeli.

Yanlış: Süt ve süt ürünleri sağlık açısından diğer besin gruplarından farklı olarak tüm besin öğelerini içeriyor. Bu sebeple doymuş yağ oranı yüksek bu besinlere mutlaka günlük beslenmede sınırlı olarak yer verilmeli. Bu besinlerdeki görünmeyen doymuş yağları azaltmak için süt, peynir ve yoğurdu az yağlı veya yağsız olarak tercih edilmeli.

Kırmızı et kesinlikle yenmemeli, beyaz et istenildiği kadar tüketilmeli.

Yanlış: Tavuk ve balık da kırmızı et gibi hayvansal gıdalar kapsamına giriyor. Bu grup besinler belirli miktarlarda kolesterol içeriyorlar. Bu nedenle hiç bir hayvansal besin sınırsız yenilemez. Önemli olan bu besinlerin yenilme sıklığı ve miktarı. Yağsız kırmızı et haftada 1-2 kez olmak üzere ortalama 100 gr kadar tüketilmeli.

Yumurta kesinlikle tüketilmemeli.

Yanlış: Bir büyük yumurta 300 mg kolesterol içeriyor. Haftada 1-2 kez haşlanmış yumurtanın yenmesi yararlı kabul ediliyor. Yumurtayı haşlanmış, yağsız tavada omlet veya bol sebzeli menemen şeklinde tercih edilebilir.

Kırmızı şarap kolesterolü düşürür, her gün 1 kadeh içmeli.

Yanlış: Kırmızı şarap, içeriğinde bulunan flavonoidler sayesinde, iyi kolesterol olarak bilinen HDL’nin artmasında olumlu etkiye sahip. Fakat bu yararlı madde sadece kırmızı şarapta değil bir çok besinde bulunuyor. 750 ml kırmızı şarabın içeriğinde bulunan flavonoid, 50 gr soğan veya 375 ml siyah çayda da mevcut. Bu bilgiler ışığında şunu  söylemek mümkün: Eğer hasta alkol kullanmıyorlarsa başlamamalı ancak sosyal olarak alkol alan kişiler haftada 1 kez 1-2 kadeh kırmızı şarap tercih edebilir.

Posa yararsızdır, yiyeceklerle alınmasının yararı yoktur.

Yanlış: Posa, safra kesesi salgısı olan safra asitlerinin emilimini engelleyerek karaciğerde kolesterol sentezi için gerekli öncü maddelerin konsantrasyonunu azaltır. Yulaf, arpa, pirinç kabuğu gibi kaynaklarda bulunan posa, karaciğerde kolesterol sentezini engelleyerek kan kolesterolünü düşürmede etkili. Kolesterol düşürücü diyet uygulanırken dikkat edilmesi gereken önemli nokta, posalı besinlerin artırılması.

Beyaz ekmek daha sağlıklıdır.

Yanlış: Beyaz ekmek yerine kepekli, çavdar veya yulaf ekmeği tercih etmeli, pirinç pilavı yerine bulgur pilavını tercih etmeli, aynı zamanda protein içeriği yüksek kuru baklagillere beslenmemizde haftada 2-3 kez yer vermeliyiz.

Meyve suları da meyvenin kendisi kadar yararlıdır.

Yanlış: Kabukları ile yenebilen meyveleri kabuğuyla birlikte tüketmeli, meyve suları yerine meyvenin kendisi yenmeli.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Kalp yetmezliğinde yanlış bilinenler

Kalp yetersizliği (veya kalp yetmezliği); kalp atışlarının yavaşlaması, kalbin yavaş çalışmasıdır.

Yanlış: Kalp yetersizliği kalbin yavaş çalışması değildir (bkz. nabız). Kalbinizin yavaş atıyor olması kalp yetersizliğiniz olduğu anlamına gelmez. Kalp yetersizliği kalp kası ve kapaklarında zamanla gelişen hasar sonucu kalbin kasılma ve/veya gevşeme işlevini yeterince güçlü şekilde yerine getirememesiyle karakterli, akciğerler ve vücudun değişik bölgelerinde sıvı birikimiyle seyreden ciddi bir durumdur. Hatta, kalp yetersizliği hastalarında kalp genellikle yavaş değil normalden hızlı ya da normal hızında çalışır.

Kalp yetersizliği tedavisi olmayan bir hastalıktır ve kısa sürede ölüm ile sonuçlanır.

Yanlış: Kalp yetersizliği ciddi bir klinik durumdur ve uygun bir şekilde tedavi edilmediği zaman yaşam süresini kısaltır. Bununla birlikte kalp yetersizliğinin belirtilerini azaltan ve ilerlemesini durduran çeşitli tedaviler mevcuttur. Kalp yetersizliği zamanında fark edilip uygun bir şekilde tedavi edilirse hastalar uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilirler.

Kalp yetersizliği sadece ileri yaşlarda görülen bir hastalıktır.

Yanlış: Kalp yetersizliği; koroner kalp hastalığı (kalp damarlarında daralma), hipertansiyon (yüksek tansiyon), kalp kapak hastalıkları, kalp kası hastalıkları (kardiyomiyopatiler) ve kalp enfeksiyonları gibi birçok duruma bağlı olarak gelişebilir. Bu hastalıklar için risk faktörleri her yaşta bulunabilir ve dolayısıyla da hastalık genç yaşlarda da ortaya çıkabilir ve kalp yetersizliğine yol açabilir.

Bu nedenle kalp yetersizliği ileri yaşlarda sık olarak görülse de, yaşamın daha erken dönemlerinde de görülebilir.

kalp yetmezliği

Kalp yetmezliğinin büyük çoğunda sol ventrikülde hem genişleme, hem de kasılmasında bozulma (azalma) vardır. Bu yüzden vücudun ihtiyaç duyduğu kanı gereği kadar organlara gönderemez ve halsizlik, ufak bir eforla bile yorgunluk çıkar. Kanın ileri doğru atılmasındaki kusur kanın akciğerlerde göllenmesine neden olur, bu da hastaların büyük bir çoğunluğunda bulunan nefes darlığını izah eder.

Kalp yetersizliğim olduğundan zaten yetersiz ve yorgun olan kalbimi daha da zorlamamak için az hareket etmeli, egzersiz yapmamalıyım.

Yanlış: Kalp yetersizliği ile iyi yaşamanın en iyi yollarından biri fiziksel aktivitede bulunmak ve egzersiz yapmaktır. Geçmişte kalp yetersizliği olan insanların dinlenmeleri ve sakin olmaları önerilirdi. Oysa bugün, güçlü bilimsel kanıtlar fiziksel aktivite ve egzersizin kalp yetersizliği olan insanların büyük çoğunluğu için sağlıklı ve güvenilir olduğunu göstermiştir. Egzersiz programına başlamadan, yaptığınız egzersizin miktarını artırmadan veya tipini değiştirmeden önce mutlaka doktorunuza danışınız.

Kalp yetersizliğim olduğu için tuz yemiyorum, yemeğime tuz ekmiyorum. Bu nedenle tuz içeren salça, peynir, zeytin, kraker, sucuk, salam gibi gıdaları tüketebilirim.

Yanlış: Kalp yetersizliği hastaları “ne şekilde olursa olsun” tuz alımını (sodyum alımını) azaltmalı, günde 2 gramdan fazla tuz tüketmemelidirler (hatta bazı durumlarda geçici süre ile sıfır tuz). Tuz tüketiminin azaltılması veya kesilmesi kalp yetersizliği sürecinin olmazsa olmazlarındandır. Market alışverişlerinizde gıda etiketlerini mutlaka sodyum içeriği açısından gözden geçiriniz. Etiketlerde sodyum; NaCl, sodyum, monosodyum glutamat, sodyum klorid veya sodyum metabisülfit şeklinde yazar.

Kalp yetersizliği hastaları kalbini zorlamamalı, dolayısı ile cinsel yaşamdan uzak durmalıdır.

Yanlış: Kalp yetersizliği hastaları, hatta kalp krizi geçirmiş olsalar bile durumları kontrol altında olmak kaydıyla normal cinsel yaşamlarına devam edebilir. Kalp yetersizliğinde cinsel işlev bozuklukları yaygındır. Cinsel gücü arttırıcı ilaçları asla doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

Kalp yetmezliği nedenlerinde olan hipertansiyon (yüksek tansiyon) için benim endişe etmeme gerek yok, çünkü şikayetim yok!

Yanlış: Hipertansiyon hastalarının çok büyük bir çoğunluğunda şikayet olmaz. Onun için hipertansiyon “sessiz katil” olarak bilinir. Aslında bu durum hasta açısından çok kötüdür. Çünkü hipertansiyon şikayet oluştursun veya oluşturmasın kalp krizlerine, inmeye, böbrek hasarına ve kalp yetmezliğine yol açabilir. Hipertansiyon olup olmadığını ancak ölçerek bilebiliriz.

Kalp yetmezliği hayat boyu süren bir hastalıktır.

Yanlış: Çoğunlukla öyledir ama her zaman değil. Örneğin kontrol altında olmayan ve fark edilmeyen hipertansiyonda zamanla kalp yetmezliği gelişebilir. Fakat geç kalınmadan fark edilip hipertansiyon kontrol altına alınırsa kalp yetmezliği düzelebilir ve hatta geçebilir.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Balık ile ilgili bilmediklerimiz, yanlış bildiklerimiz

Taze balık her zaman marketteki dondurulmuş balıktan iyidir!

Yanlış: Bildiğiniz gibi balık çok çabuk bozulur. Eğer aldığınız balığın çok taze olduğunu gerçekten bilmiyorsanız dondurulmuş ürün daha sağlıklı olabilir. Dondurulan balıklar daha tutulduğu yer olan gemide iken işlenir, çabuk bozulan iç organları atılır, oysa taze satılan balıkların yakalandıktan sonra siz alıncaya kadar gerçekte ne kadar beklediğini (gemide, nakliyede, satıcıda vs) bilemezsiniz.

Balıkların sağlığa yararı, her zaman sağlık üstüne olabilecek zararlı etkilerinden daha fazladır.

Yanlış: Birçok ürün bu arada balık, bir takım zararlı kimyasallar (özellikle cıva) ile bulaşmış olabilir. Bu nedenden dolayı belli grupların (gebe, bebek vs) balık tüketiminin sınırlı olması gerekir.

Düzenli balık yemenin yalnızca kalp sağlığı açısından faydası vardır.

Yanlış: Düzenli balık tüketmek ölümcül kalp hastalıkları riskini %36 oranında azaltır ama bunun dışında, depresyon, yüksek tansiyon, bazı romatizmalar, inme ve bazı kanserler üzerine de olumlu etkileri vardır.

İstiridye afrodizyaktır

Yanlış: Yüzyıllardır böyle biliniyordu ama bunun bir şehir efsanesi olduğu ortaya çıktı.

Balığın yararlı etkilerinden yararlanmak için ayda 1-2 kez yemek yeterli.

Yanlış: Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) haftada en az 2 porsiyon (1 porsiyon: 100 gr) yağlı (omega 3 yağ asitlerinden zengin olduğu için) balık öneriyor.

Sushi (sashimi) kalitesinde çiğ balığı rahatlıkla yiyebilirim.

Yanlış: Sushi severler için (ben dahil) kötü haber ama çiğ ürünlerde her zaman hastalık geçme riski vardır. “Sushi kalitesinde çiğ balık” çok taze balık anlamında kullanılır ama ticari bir terimdir. Mikroorganizmaların olmadığı anlamına gelmez. Sushi için hazırlanan balıklar çoğunlukla derin dondurulur. Dondurma mikroorganizmaları öldürebilir ama bundan emin olmanın tek yolu pişirmektir. Benim gibi ille de sushi diyorsanız kaliteli-güvenilir yerlerden alın.

sushi

Karides, yengeç, midye, istakoz gibi kabuklu deniz hayvanları kolesterol yönünden zararlıdır, az yenmesi gerekir.

Yanlış: Ne yazık ki başta karides olmak üzere kabuklu deniz hayvanlarının kolesterol yönünden tehlikeli olduğu yönünde bir inanış vardır. Et ve tavuk ile kıyaslandığında kabuklu deniz hayvanlarındaki sağlıksız yağlar (doymuş yağlar) daha azdır, ayrıca ciddi bir protein kaynağıdır.

Balık yiyenler daha akıllı olur.

Yanlış: Akıl üstüne bir veri yok ama haftada en az bir gün fırın veya ızgara balık yiyenlerde hafızanın daha kuvvetli olduğu, yaşlanmayla zihinsel faaliyetlerdeki azalmanın ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin daha az olduğu biliniyor.

Doğal ortamda yetişen balıklar, çiftlik (kültür) balıklarından daha iyidir.

Yanlış: Çiftlik mi, yoksa deniz balığı mı sorusu hep sorulur. Aslında her birinin olumlu ve olumsuz yanları vardır. Deniz balığının hangi ortamlarda bulunduğunu, ne yediğini bilemezsiniz. Dolayısıyla cıva, pestisidler (zararlı bitki ve hayvanlara karşı kullanılan ilaçlar) ve PCB gibi zararlı kimyasallar içeriyor olabilir. Bundan başka -kendiniz yakalamıyorsanız- yakalandıktan sonra hangi koşullarda önünüze kadar geldiğini de (saklama ve nakliye koşulları!) bilemezsiniz. Bütün bunlara karşı, deniz balığı (kültür değil, doğal balık) daha lezzetli ve omega 3 yağ asitlerinden daha zengin olabilir (küçük balıkları, yosun, plankton vs yediklerinden).

Kültür balıkları ise ne ile beslendiğine bağlı olarak (özellikle yeminde mısır unu çoğunlukta ise) tadı ve omega 3 içeriği doğal balık kadar zengin olamayabilir. Ama bütün süreç (yetiştirme, yakalanma, soğuk zincirle getirilmesi vs) kontrollü olduğu için daha sağlıklı olabilir (Ülkemizde kültür balığı ihracatı önemli bir yer tuttuğu için zararlı maddeler (hormon, antibiyotik vs) yönünden yurt içi ve özellikle yurt dışı alıcıları tarafından sıkı denetlenmekte ve belirli standartlarda yemler verilmektedir.)

Peter Bruegel

Peter Bruegel, 1566

Taze balık, balık gibi kokar.

Yanlış: Aslında taze balığın normalde hiç kokusu olmaz veya çok az deniz! kokar. Eğer balık gibi kokuyorsa veya buzdolabını her açtığınızda dışarı balık kokusu çıkıyorsa o balık bayat demektir. Bilindiği gibi taze balığın gözleri cam gibi berrak (donuk değil) ve derisi diridir (parmakla dokunarak anlaşılabilir.).

Balık sevmiyorum, omega 3 yağ asitlerini hap şeklinde de alabilirim.

Yanlış: İlginç bir şekilde omega 3 yağ asitlerini içeren balık yağı kapsülleri doğal balık ile aynı yararı sağlamıyor. Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalar, dışarıdan alınan omega 3 içeren balık yağının kalp damar sağlığına bir etkisinin olmadığını gösterdi.

Balıklarda parazit bulunmaz.

Yanlış: Bulunabilir. Bunların en sıkıntı vereni yassı solucanlar (tenyalar)’dır. Fakat iyi haber şu ki, bu tür zararlılar pişirilmekle (iç sıcaklık 60 santigrat olunca) ölürler.

Gebe kadınlar balık yememelidir.

Yanlış: Tam tersi, gebeler balık yemelidir. Önerilen miktar haftada 350 gr kadardır. Balıkta bebeğin beyin gelişimi için önemli besinler bulunur. Çalışmalarda düzenli balık yiyen annelerin çocuklarının zihinsel yönden daha başarılı olduğu görülmüştür.

Ancak buradaki problem, bazı balıkların yüksek oranda cıva içerebilmesidir. Yüksek miktarda cıva, bebeğin beyin gelişimine olumsuz etki yapabilir. Genel olarak söylemek gerekirse; küçük balıkları yiyerek beslenen büyük balıklarda cıvanın daha fazla bulunması olasıdır (aynı zamanda büyük balıklar daha uzun yaşar ve bu da cıvaya daha uzun süre maruz kalabileceği anlamına gelir) ve gebelerin bunlardan kaçınması gereklidir (kılıç balığı gibi.).

Yaptığım araştırmada Türkiye’de ne yazık ki balıkların yaşadıkları yerlere ve türlerine göre cıva analizleri çalışmalarının çok az sayıda ve ve onların da eski tarihli olduğunu gördüm. Bu konuda şahsen, gebelerin, su kirliliği olmayan, sanayi bölgelerinden uzak yerlerde tutulan küçük balıkları ve başta somon olmak üzere çiftlik balıklarını yiyebileceklerini (yetiştirilmeleri ve beslenmeleri kontrollü olduğu için) düşünüyorum.

Joachim Beuckelaer

Joachim Beuckelaer, 1569

Deniz ürünleri alerji yapmaz.

Yanlış: Aslında deniz ürünleri, en çok alerji yapan gıdalardandır. Karides, istakoz gibi kabuklu deniz hayvanlarında bazen acil servise gitmeyi gerektirecek kadar alerji olabilir. Bu alerji yetişkinlerde aniden ortaya çıkar ve ne yazık ki zamanlar azalmaz ve bazen çok ciddi olabilir. Çözüm, alerji yapanları yememektir.

Balıklar ne şeklide pişirilirse pişirilsin yararlıdır.

Yanlış: En sağlıklı balık, fırında ve ızgarada pişendir. Ne yazık ki lezzetli olmasına rağmen derin yağda kızartılan balıkların sağlığa yararı kaybolur. Hatta sürekli, doymuş ve trans yağlarla kızartılarak pişirilmiş balık yiyenlerde kalp hastalıkları ve inme riskleri fazla olabilir.

SON SÖZ

Başta balıklar olmak üzere çeşitli deniz ürünleri, milyonlarca yıldan beri insanoğlunun en değerli besin maddelerinden biri.

Yukarıda yazdığım, deniz ürünlerinde olabilecek kimyasal ve mikroorganizmalardan dolayı balıklarla ilgili olumsuz bir düşünce geliştirmeyin lütfen. Bozulmuş et veya tavuktan zehirlenmeler çok daha sık. Ayrıca her türlü işlenmiş et veya kümes hayvanlarında türlü türlü kimyasallar var.

Diğer et kaynakları (büyükbaş, küçükbaş hayvan etleri, av ve kümes hayvanları) ile kıyaslandığında gerek bulunabilirliği, çoğunlukla ucuz olması ve gerekse istenmeyen kimyasallara maruziyet yönünden diğer kaynaklara göre daha avantajlı. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar için omega 3, protein, mineral ve vitaminler yönünden olağanüstü bir besin kaynağı.

Ülke olarak 3 tarafımız denizle çevrili olmasına rağmen ne yazık ki yeteri kadar balık tüketmiyoruz. Özellikle iç kesimlerde tüketim çok daha düşük. Balık benim en sevdiğim yiyeceklerden biri ve özellikle fırında levreği çok severim. Alerji gibi özel bir nedeniniz yoksa haftada en az 2 gün balık yiyiniz.

Balık sevmeyenlere de bir mesajım var. Kalp, beyin ve kemik sağlığına böyle faydalı olan bir besinden uzak kalmayın. Tavada fileto mezgit, fırında levrek alışmanız için iyi bir başlangıç olabilir.


Konuyla ilgili yazılar:

Somon balığını sevecek miyim?
Çiftlik balığı ve ithalle geçen yaz
Denizlerimizde 300 adet kültür balığı çiftliği var
Yediğimiz balıklar ya ithal, ya çiftlik

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Sigara, sigara yine sigara

Sigara, sigara yine sigara
Sigarayı bırakmak benim için çok zor, Ben yapamam!

Yanlış: Nikotin biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerle alışkanlık yaratan bir maddedir. Dolayısıyla sigarayı bırakmak zor olabilir fakat bilimsel çalışmalarda bugüne kadar sigarayı bırakamayan veya kolaylıkla bırakabilen özel bir kişilik yapısı bulunamamıştır. Bırakmak bazı kişiler için diğerlerine kıyasla daha zor olabilir, ancak gerçekten bırakmak isteyenler denemeye devam ettikleri taktirde başarılı olacaklardır. Asla vazgeçmeyin. Ya bir başka stratejiyi ya da aynı stratejiyi bir defa daha deneyin. Sigarayı bırakma ihtimaliniz her deneyişinizde artacaktır. İkinci veya üçüncü deneyişinizdeki bırakma ihtimali ilk deneyişinizden daha yüksek olmaktadır. Türkiye’deki istatistikler henüz bilinmemekle birlikte yaklaşık 30 milyon Amerikan vatandaşı yardımcı programların katkısıyla sigarayı bırakmayı başarmıştır. Dolayısıyla, sigara bırakılabilir!

Sigarayı bıraksam bile her zaman sigara isteyeceğim!

Yanlış: Sigaradan ayrı kaldığınız her gün sigara içmeyen bir kişi olarak daha da güçleneceksiniz. Sigara içme ihtiyacınız gittikçe zayıflayarak yok olabilir. Bununla beraber sigara içme düşüncesi aklınızda kalabilir fakat bu düşünce yoksunluk belirtileri sırasında ortaya çıkan sigara içmek için duyulan ve karşı konulması zor olan istekten farklıdır. Size ayrıca, sigaradan uzak kalmanızı kuvvetlendirecek aktiviteler içinde bulunmanız önerilmektedir. Böylece sigara içilmeyen bir hayata kendinizi entegre etmeniz kolaylaşacaktır.

Sigarayı azaltarak bırakmak daha iyi bir yoldur.

Yanlış: Sigarayı bırakmanın en iyi yolu belirli bir tarihte sigarayı tamamen kesmektir. Bu belirlenen güne kadar bir hafta kendinizi sigara içerken gözlemeniz çok faydalı olacaktır. Bu süre içinde nerelerde, hangi sebeplerden ötürü ve ne kadar sigara’ içtiğinizi yazılı olarak kaydetmeniz gerekir. Araştırmalar kendini sigara içme sıklığı açısından gözleyen ve kayıt tutan kimselerde doğal olarak sigara içme sıklığının azaldığını göstermektedir. Dolayısıyla planlanan sigara bırakma gününe kadar içilen sigara miktarında doğal bir düşüş yaşanabilmektedir.

Ben, sigaranın sebep olduğu hastalıkları geliştirecek kadar içmiyorum.

Yanlış: Koyu tiryakiler amfizem, kalp rahatsızlığı ve kanser geliştirme açısından daha fazla risk taşımaktadırlar. Öte yandan, sigara içen biriyle aynı odada uzun süre çalışılması bile sağlık risklerini arttırır. Nikotinin her miktarı tehlike arz etmektedir. Sigara içmeyenlere kıyasla hafif ya da orta derecede tiryakiler de hastalık geliştirme açısından daha yüksek risk taşımaktadır.

Unutmayın ki hastalıklara olan yatkınlık yalnızca nikotin alımıyla artmamaktadır. Sigara içmek kendi başına bir yaşam tarzı oluşturmakta ve olumsuz etkilerin bir kısmı, oluşan bu tarzdan kaynaklanabilmektedir.

Benim endişe etmeme gerek yok çünkü azaltılmış katran/nikotinli sigara içiyorum.

Yanlış: Her ne kadar sigara şirketleri hafif (light) sigaranın daha az risk taşıdığı izlenimi vermeye çalışsalar da güvenli sigara diye bir şey yoktur. Düşük ziftli veya nikotinli sigaralar daha fazla karbonmonoksit üretmektedirler. Bazı tiryakiler alıştıkları miktarda nikotin alabilmek için daha derin ve sık nefes çekmektedirler. Ayrıca eksik olan nikotini karşılamak için daha fazla sigara da içebilmektedirler. Daha güvenli sigara içtiğini düşünen içiciler böylece daha fazla sigara tüketmekte ve daha fazla para harcamaktadırlar.

Hava kirliliği gibi bir sürü faktörün yanında sigara ne kadar önemli olabilir ki?

Yanlış: Hava kirliliği sigara dumanı kadar tehlikeli değildir. Sigara dumanındaki zehirli maddeler direkt akciğerlere gider. Bununla beraber hava kirliliği yaratan maddeler açık havada seyreltilmiş oranlarda bulunurlar. Eğer akciğerleri tehdit edecek boyutta hava kirliliği yaşanan bir yerde yaşıyorsanız neden daha fazla zehirli madde alasınız? Sigara dumanı ile birlikte hava kirliliği sağlık için sadece hava kirliliğinden çok daha fazla olumsuz koşullar yaratır.

Senelerce sigara içtim. Bundan sonra bıraksam ne fark eder?

Yanlış: Çok şey fark etmektedir. Bilimsel çalışmalar, sigarayı bırakma anından itibaren fizyolojik yararların görülmeye başlandığını ve bu yararın giderek arttığını göstermektedir. Sigara bırakıldığı anda vücut daha fazla oksijenle daha etkin ve sağlıklı bir şekilde çalışmaya başlamaktadır. Sigarayı bırakmanın önemli psikolojik faydaları da vardır. Bırakmak için gücünüzün ve becerilerinizin olduğunu düşünmek kendinizi daha iyi hissetmenize yol açar. Ayrıca sizin sigarayı bırakmanız çocuklarınız gibi sizi örnek alan kişilerin sigara içmeme ihtimalini arttırmaktadır.

Sigarayı bırakmak istemiyorum, çünkü beni rahatlatıyor.

Yanlış: Nikotin tam tersine vücuttaki hareketi hızlandırır. Sigara, kalp atışlarını, metabolizma hızını ve kan basıncını arttırır. Eğer sigara içiyorsanız, gevşemek için hiç şansınız yoktur. Gerçek fizyolojik gevşeme, istenen ve olumlu tarafları olan bir tecrübedir. Sigara vücudun alışık olduğu nikotin miktarını karşılar ancak, karşılanan andaki tecrübe gevşeme değildir. Sigarasız kaldıkça kandaki nikotin miktarı gittikçe düşer ve nikotin yoksunluğu belirtileri görülmeye başlanır. Sigaradaki nikotin bu hoş olmayan yoksunluk belirtilerini durdurur. Aradaki farktan dolayı bu durum yanlış bir şekilde gevşeme veya rahatlama olarak ifade edilir.

Nikotinin kaygı ve gerginliği bloke edici bir etkisi de vardır. Bu nedenle sigarayı bıraktığınızda kendinizi daha fazla kaygılı hissedebilirsiniz. Bunları önlemek amacı ile sigaradan daha etkili ve gerçek anlamda kaygıyı ve tansiyonu azaltıcı gevşeme teknikleri öğrenebilirsiniz.

Sigara iştahımı kontrol ediyor. Bırakırsam kilo alırım.

Yanlış: Sigarayı bırakan herkes kilo almaz. Bazıları kilo vermektedir. Bilimsel araştırmalar sigaranın iştahı etkilediğini göstermektedir. Nikotin metabolizma dahil vücut sistemlerini hızlandırır. Dolayısıyla sigara
bırakılınca bırakan kişinin iştahı artabilir ve metabolizma yavaşlayabilir. Bu kombinasyon kilo almaya neden olabilir ancak, bu durum uzun bir süre devam etmez. Metabolizma hızı zamanla normale döner ve iştah geriler. Sigara bırakma döneminde kilo kontrolü için yapılabilecek dengeli bir diyet takibi ve egzersizler vücuda daha fazla sağlık kazandıracaktır.

Daha önce denedim fakat başaramadım. İstesem bile sigarayı bırakamam.

Yanlış: Her deneme yeni bir öğrenmedir. Pek çok sigara bağımlısı bir denemesinde öğrendiklerini bir sonraki denemede kullanır. İlk denemeler sigara çekilme belirtilerine tahammül etmenin o kadar da güç olmadığını kişiye gösterir. Daha sonraki denemeler “bir tane içince bile tekrar içmeye başlama riskinin yüksek olduğunu” kişinin anlamasını sağlar. Ayrıca, geçmiş denemeler nüks olunan durumlara karşı kişinin daha hazırlıklı olmasını sağlar.

Sigara bağımlılığının tedavisi yoktur.

Yanlış: Hem nikotin içeren preparatlar (sakız veya cilde yapıştırılan bantlar) hem de bupropiyon (zyban) sigara bağımlılığında etkinliği gösterilmiş medikal tedavi yöntemleridir. Bu yöntemlerle birlikte yaşantınızı değiştirecek psikolojik yaklaşımlar da uygulanırsa sigarayı bırakma olasılığı belirgin olarak artmaktadır.

Doç. Dr. Faruk Gençöz
Doç. Dr. Çiğdem Soykan
Prof. Dr. Atilla Soykan
Doç. Dr. Tülin Gençöz


Bu konuda diğer yazılar:
Sigara: Kalbimin Düşmanı, Neden Bırakmalıyım?

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

grip aşısı kalp

Grip, özellikle kalp hastalarında ağır seyredebilir ve ölümcül sonuçlara neden olabilir. Haydi o halde grip ve grip aşısı ile ilgili bilmemiz gerekenleri öğrenelim veya hatırlayalım (bu yazdıklarım bildiğiniz mevsimsel grip ile ilgili.)

Grip basit bir üst solunum yolu enfeksiyonudur.

Yanlış: Grip ani olarak başlayan yüksek ateşle seyreden, aşırı halsizlik, bitkinlik, kuru öksürük, kas, eklem ve baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Gribe yakalanan kişi en az 3-5 gün yatak istirahati ile kendini toparlayabilir. Ayrıca vücudun bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle zatürre gibi ikincil hastalıklarında tabloya eklenmesi ile hastalık daha da ağırlaşabilir ve özellikle çocuklar, yaşlılar, diyabetliler, astımlılar, kalp ve kanser hastalarında ölüme neden olabilir.

Grip aşısı gribe yol açar.

Yanlış: Grip aşıları inaktive veya ölü grip virüslerinden üretilir; gribe kesinlikle yol açamaz ve grip hastalığı oluşturmaz. grip aşısı kalp

Grip aşısı %100 koruma sağlamadığından, aşı olmamak daha iyidir.

Yanlış: Yapılan araştırmalar grip aşısının % 89 etkili olduğunu göstermektedir. Ancak aşı olduktan sonra dahi grip hastalığına yakalanan bir hasta, hastalığı aşı olmamış bir hastadan çok daha hafif geçirecektir ve grip nedeniyle hastaneye yatış önlenecektir.

Grip aşısı herkese yapılmalıdır.

Yanlış: Toplumdaki herkesin aşılanması hem mümkün değildir, hem de gereksizdir. Sadece gribe yakalanma riski ve grip olduğunda ölüm riski fazla olan kişilere önerilmektedir:

  • Grip olduğunda ağır geçmesi tahmin edilen kişiler: 65 yaş üstü olanlar, bakımevinde olup süreğen hastalığı olanlar, astım, kronik bronşit, ciddi kalp damar hastalığı, kalp yetmezliği, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği olanlar. Bağışıklık sisteminin baskılandığı AIDS ve bazı kan hastalıkları olanlar.
  • Yukarıdaki hastalara bakanlar: hasta yakınları, bakımevi personeli, sağlık personeli.
  • Diğerleri: toplum hizmeti gören kişiler, memurlar, kalabalıklarla teması olanlar.

Ancak grip aşısı aşağıdaki gruplara uygulanmaz;

  • 6 aydan küçük bebekler,
  • Yumurtaya karşı anaflaktik tarzda allerjisi olanlar (yumurta yediğinde allerjik şoka girenler),
  • Hamileliğin ilk 3 ayı içinde olan bayanlar (ancak doktor tarafından kesin gerekli olduğu tespit edilirse grip aşısı olabilirler),

38 derece üstünde ateşi olan hasta kişilerde, aşı uygulamasının ateş düştükten sonra yapılması önerilir.

Aşının yan etkileri grip hastalığına yakalanmaktan daha kötüdür.

Yanlış: En fazla yaşayacağınız yan etki aşı yapılan yerde hafif kızarıklık yada ağrı, hafif ateş ve halsizliktir. Bu yan etkiler aşının koruma sağladığı grip hastalığının sebep olabileceği ağır komplikasyonlardan çok daha önemsizdir.

Kasım ayı grip aşısı olmak için geç bir tarihtir.

Yanlış: Grip en çok ocak-şubat aylarında görülür. Grip aşısı tüm grip sezonu boyunca uygulanabilir. Ancak aşı olmak için en uygun zaman ekim-kasım aylarıdır.

Bol C vitamini kullanırım ve gripten korunurum.

Yanlış: C vitamini herkesin tahmin ettiğinin tersine, gribi önlemez. Hastalıklara karşı vücut direncini hafifçe artırabilir ama gribi kapmamızı ve hasta olmamızı kesinlikle engellemez. Hatta aşırı derecede C vitamini, özellikle çocuklar ve yaşlılarda ishale sebep olabilir. Bu da hastalığın ağırlaşmasına, iyileşmenin gecikmesine yol açabilir. Gripten korumaya yönelik bir beslenme biçimi yoktur. Korunmak için bilinen en etkili yol grip aşısıdır.

Sadece grip hastalığının belirtileri mevcut iken etrafa grip bulaştırırım.

Yanlış: Grip virüsünün bulaşması, hastalık belirtilerinin başlamasından 1-2 gün öncesinde başlar ve hastalık başladıktan 3-7 gün sonrasına kadar devam eder.

Yüzlerce çeşit grip virüsü vardır. Oysa aşı sadece bazı virüslere karşı hazırlanmıştır. Bu nedenle etkisizdir.

Yanlış: Yüzlerce çeşit grip virüsü olduğu bilgisi doğru değildir. Aslında insanlarda salgın yapan 2 tip grip virüsü vardır. Ancak bu virüsler zaman zaman yapılarını değiştirebildikleri için alt tipleri oluşabilir. Grip virüslerinde görülebilen bu yapı değişiklikleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından içinde Türkiye’nin de bulunduğu dünyanın çeşitli bölgelerinde sürekli izlenmekte ve değişiklikler saptanarak salgın yapma olasılığı olan virüs tipleri belirlenmektedir. Örgüt belirlediği bu virüs tiplerini aşı üreticilerine bildirerek aşıların içerisinde zorunlu olarak bu tiplerin bulunmasını sağlamaktadır. Böylece aşıların içeriğinde salgın yapma olasılığı en yüksek olan virüsler bulunmakta ve korunma sağlanmaktadır.

Grip hastalığı esnasında antibiyotik kullanımı hastalığın süresini kısaltır ve daha çabuk ayağa kalkmayı sağlar.

Yanlış: Grip hastalığına neden olan influenza virüsüne antibiyotikler etkisiz olduğu için hastalık sırasında antibiyotik kullanımı, hastalığın süresini kısaltmaz.

Her yıl grip aşısı olmaya gerek yoktur.

Yanlış: Grip virüsleri sürekli yapılarını değiştirmektedir. Genellikle her yıl dolaşan virüs tipleri değişmekte ve buna bağlı olarak aşıların içeriği de değişmektedir. Sonuç olarak her yıl aşılanmak gereklidir.


Grip ile ilgili  bilgi sayfası:
http://www.grip.gov.tr
https://www.cdc.gov/flu/about/viruses/index.htm

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Kalbiniz ve Seks

Kadınlar ve erkekler 50 yaşından itibaren iktidarsızlaşırlar. Kalp rahatsızlığı geçirdiklerinde her zaman iktidarsızlık ve sekste canlılık yitirimi görülür.

Yanlış: Yaşlı erkekler ereksiyona daha geç ulaşırlar, fakat genelde gençlere göre boşalmalarını daha iyi kontrol edebilirler daha uzun seks yapabilirler.

Menopozdan sonra kadınlar seksten hala zevk alabilirler. Hatta bazı durumlarda daha fazla zevk aldıkları bile görülür. Bu durumun hamile kalma olasılığının olmamasına bağlı olarak endişe edilecek bir durumun da ortadan kalkmasıyla ilgisi olabilir.

Kalp krizinden sonra seks genellikle ani ölümle sonuçlanır.

Yanlış: Bu çok nadir gerçekleşir. Bu durum daha çok evlilik dışı ilişkilerde görülebilir. Evlilik dışı ilişkiler gerçek eşle olandan daha fazla streslidir. Genellikle yeni bir partnere karşı iyi bir performans sergilemek istenir ve fazla enerji harcanır. Bazen, fazla besin ve alkol alınır ve evlilik dışı seks yabancı bir ortamda yapılır. Bütün bunlar stres oluşturan faktörlerdir.

Alkol seks için güçlü bir uyarıcıdır.

Yanlış: Az miktarda alkol gerginliği, korkuyu ve suçluluk duygusunu azaltmada yardımcı olabilir. Bu da performansınızı ve duygularınızı olumlu etkileyebilir. Fakat alkol güçlü bir depresandır. Fazlası performansınızı kötü yönde etkiler. Alkolün uzun süre fazla miktarda kullanılması iktidarsızlık bile yapabilir. İktidarsız hale gelen alkolikler içmeyi bıraktıktan sonra bile düzelemeyebilirler.

Kalp hastası için seks sırasında altta olmak en iyisidir.

Yanlış: Araştırmalar üstte ya da altta olmanın herhangi bir avantajı olmadığını göstermektedir.

Seks yapan birine oranla mastürbasyon yapan birinin kalp atış hızı çok daha azdır.

Yanlış: Mastürbasyon yapanın kalp atış hızı daha düşüktür, ancak aradaki fark fazla değildir.

Kalp krizinden sonra cinsel canlılıkta ve fonksiyonda azalmanın sebebi kalbin, seksin gerektirdiği fiziksel talepleri karşılayamamasıdır.

Yanlış: Birkaç istisna durum dışında kalp krizinin cinsel canlılık ve fonksiyon üzerindeki etkisi fiziksel değil psikolojiktir. Seks sırasında aşırı bir güç harcanmaz. Canlı adımlarla iki kat merdiven çıkmak gibidir.

Eğer seks sırasında göğüs ağrınız meydana gelirse bir daha seks yapmamalısınız.

Yanlış: Seks sırasında kalp hastalarının seksi bırakmalarını gerektirecek kadar ciddi bir göğüs ağrısı olması çok nadirdir. Doktor seksten 15-20 dakika önce dilin altına bir nitrogliserin tableti (ya da eşdeğer başka bir tablet) alınmasını tavsiye edebilir. Doktorunuz göğüs ağrısını durdurmak için düzenli olarak ilaç almanızı ve daha çok düzenli egzersiz yapmanızı isteyebilir.