Etiket arşivi asd

Her kalp üfürümü anormal midir?

SIK SORULAN SORULAR

Her kalp üfürümü anormal midir?

Hayır. Her kalp üfürümü anormal bir durumu göstermez. “Masum üfürümler” dediğimiz ve herhangi bir organik rahatsızlık belirtisi olmayan üfürümler de vardır:

Masum üfürümler çoğunlukla çocuklarda olur (Bakınız). Masum üfürümler sağlıklı çocukların %30-40’ında duyulabilir. Genellikle 2-7 yaş arası çocuklarda sıklıkla duyulmasına karşın her yaşta bulunabilir. Genellikle ateş, kansızlık ve heyecan gibi kalbin hızlı çalışmasına neden olan durumlarda üfürüm şiddeti artar. Bu nedenler ortadan kalktığında üfürüm azalır veya kaybolur. Ayrıca vücut pozisyonu ve solunumla da değişebilir. Hastaların çoğunda üfürüm bir ateşli hastalık nedeniyle doktora gittiklerinde fark edilir. Bununla birlikte, kalp hastalıkları ile ayırıcı tanısının yapılması gereklidir. Ayrıca çocuklarda normalde doğumla kapanması gereken bazı açıklıkların geç kapanmasına bağlı olan ve erken yaşlarda duyulup yaş ilerledikçe hafifleyerek kaybolan üfürümler de vardır (ASD, VSD üfürümleri gibi).

Bunlardan dolayı üfürümün neden kaynaklandığının saptanması oldukça önemlidir. Bu amaçla üfürümlerin bazı özelliklerine dikkat edilmesi gerekir:

Kaç çeşit üfürüm vardır?

Üfürümler kalbin çalışmasının hangi safhasında duyulduğuna göre çeşitlere ayrılırlar;

Üfürümler ayrıca duyulma şiddetlerine göre de sınıflandırılır. 1. derece olanlar son derece zor duyulan üfürümler iken, 6. derece olanlar çok yüksek şiddetli üfürümlerdir. 5. ve 6. derece üfürümler aynı zamanda el ile de kedi mırıltısı şeklinde hissedilir (tril). Masum üfürümler çoğunlukla yüksek dereceli olmaz.

Ayrıca üfürümün kulağa geliş şekli (haşin, yumuşak, müzikal gibi), nereye doğru yayıldığı (boyuna, koltuk altına vb) da kaydedilir.

Üfürümlerde ayırıcı tanı nasıl yapılır?

Üfürümler steteskop ile dinlenirken yukarıda söz ettiğim özelliklerine bakılır. Bunlarla çoğu kez ayırıcı tanıya varılır. Ayrıca kesin tanıya yardımcı olan diğer tanı yöntemleri:

  • EKG
  • AC grafisi
  • Kan testleri (infeksiyon, kalp kası iltihabı -endokardit- tanıları için)
  • Ekokardiyografi: kalp içi boşlukları, kapaklar, doğumsal kalp hastalıkları hakkında değerli bilgiler verir.
  • Kalp kateterizasyonu: koroner anjiyografiye benzer invaziv (kanlı) olan bu teknik ile kalp içi basınçları, kalp boşlukları, kaçak olup olmadığı ve derecesi, kan örnekleri alınarak kan oksijen düzeyleri gibi ayrıntılı incelemeler yapılabilir. Gerekirse aynı anda koroner anjiyografi de yapılabilir.

Üfürümlerde yaklaşım ve tedavi?

Üfürümlerin tek başına kendilerine ait bir tedavi yöntemi yoktur; altta yatan ve üfürüme neden olan olay -eğer gerekiyorsa- tedavi edilir. Bir takım üfürümler tedavi ile tamamen kaybolurlar: kalp yetmezliğine bağlı olanlar, kansızlık, tiroidin fazla çalışmasına ait üfürümler gibi. Bazı üfürümler de kendiliğinden, özellikle yaş ilerledikçe kaybolur (çocuklardaki masum üfürümler veya bazı ASD, VSD üfürümleri gibi).

Organik kalp hastalıklarına (kapak hastalıkları gibi) bağlı üfürümler ise kalıcıdır: bunlarda tedavi altta yatanın ne olduğuna bağlı olarak değişiklik gösterir: darlıklarda gerekirse kapağın balonla genişletilmesi veya cerrahi müdahale, yetmezliklere cerrahi olarak düzeltme operasyonları yapılması veya yeni kapak takılması gibi.


Ayrıca Bakınız:
Kalp üfürümlerinde nedenler ve şikayetler nedir?
Çocuklarda üfürümler

Doğuştan Gelen Kalp Hastalıkları

SIK SORULAN SORULAR

Doğuştan gelen (doğumsal) kalp hastalıkları neden olur?

Doğuştan gelen kalp hastalıkları nın çoğunun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak hastaların bir kısmında akraba evliliği, annede, babada veya ailelerinde doğuştan kalp hastalığı bulunma, hamile iken annenin kızamıkçık gibi enfeksiyonlar geçirmesi, hamile iken röntgen filmi çektirme veya bilinçsiz ilaç kullanma gibi nedenler bilinmektedir. Bununla birlikte hastalığın bu nedenlere bağlı olup olmadığını bilmek de genellikle mümkün olmamaktadır.

Doğumsal kalp hastalıklarının görülme oranı nedir?

Her 100 canlı doğan bebekten yaklaşık biri kalp hastalığı ile doğmaktadır. Ancak bu oran ölü doğanlarda %5, düşüklerde ise %10-25 arasındadır. Yani ağır kalp hastalığı olan bebeklerin büyük çoğunluğu daha doğmadan kaybedilmektedir.

Doğumsal kalp hastalıklarını anne baba fark edebilir mi?

Hastalık ağır olmadıkça, veya ilerlemedikçe anne baba fark edemez. Hatta bazıları o kadar hafif bulgular verir ki, doktor muayenesi sırasında çocuk huzursuz veya ağlıyorsa bile fark edilemeyebilir.

Doğumsal kalp hastalıkları önlenebilir mi?

Şimdilik yukarıdaki muhtemel nedenleri mümkün olduğunca azaltmak dışında, engellemek pek mümkün değildir.

Doğumsal kalp hastalıkları çocuk doğmadan anlaşılamaz mı?

Yaklaşık anne karnındaki 4. aydan itibaren bazı kalp hastalıklarını anne karnında iken tanımak ancak bu konuda eğitim almış hekimler tarafından mümkündür. Fakat bazı hafif kalp hastalıkları çok az bulgu verdiği için tanınamayabilir.

Doğumsal kalp hastalıkları anne karnında tedavi edilebilir mi?

Bazı seyrek hastalıklar dışında şimdilik mümkün değil. Ancak bebekte, yaşama şansı bulunmayan çok ağır bir kalp hastalığı teşhis edilebilmişse, ailenin de izni ile düşük yapılabilmektedir.
Buna ancak kanunların izin vermesi halinde, hastane etik kurulu kararı, ailenin ayrıntılı bilgi sahibi olması ile birlikte izin vermesi, tanının kesin olması gibi durumlarda başvurulmaktadır.

Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisi var mı?

Hemen hemen tamamına yakınının tedavisi var. Ancak çok ağır kalp hastalıklarının tedavisi henüz zor veya imkansız. Teknolojinin gelişmesi ve tecrübenin artmasıyla, tedavi edilen hastalıların sayısı ve tedavi başarısı her geçen gün artmaktadır.

Doğumsal kalp hastalıklarında mutlaka morarma olur mu?

Hayır, her kalp hastalığında morarma olmaz. Zaten doğumsal kalp hastalıkları, morarma olan (siyanotik) ve morarma olmayan (asiyanotik) kalp hastalıkları olarak iki ana grupta incelenir.
Morarma olmayan kalp hastalıklarının görülme oranı daha fazladır. Bu nedenle çoğu kalp hastalıklarında hiç morarma görülmezken, bazılarında ise morarma zamanla belirginleşebilir.

Doğumsal kalp hastalıkları bulaşıcı mıdır?

Bulaşıcı olması söz konusu değildir.

Bundan sonra doğacak çocuklarımın da kalp hastası olması mümkün mü?

Bunu önceden bilmek mümkün değildir. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi herhangi bir hamilelikte kalp hastalığı oranı %1 iken, kardeşlerden birinde doğuştan kalp hastalığı varsa bu oran % 3-5 arasında olmaktadır. Bu nedenle kalp hastası çocuğu olan bir çift tekrar çocuk sahibi olaya karar verirse, gebelik sırasında 3. aydan itibaren bu konuda eğitimli ve tecrübeli bir doktor tarafından kontrol edilmesi tavsiye edilmektedir.

Doğumsal kalp hastalıklarında ameliyat şart mıdır?

Hayır, bir çok doğuştan kalp hastalığı için ameliyat gerekmemektedir. Hatta bazıları o kadar hafiftir ki hiçbir tedavi gerekmeyebilir. Bazı ameliyatlık kalp hastalıkları bile artık ameliyatsız, damarlardan girilip kateter denilen aletlerle tedavi edilebilmektedir. Ameliyata ancak son çare olarak başvurulmaktadır.

Doğumsal kalp hastalıklarından sık görülenler nelerdir?

Bakınız: ASD, VSD, Fallot tetralojisi, Patent ductus arteriozus, MVP