banner.jpg (67565 bytes)

menu

evmavi.gif (64 bytes) Ana Sayfa

Konular

Haberler

Sık Sorulan Sorular

Doğru Bilinen Yanlışlar

İlaçlar

New Page 1

EN SON EKLENEN ANKET

EN SON EKLENEN KONULAR

::::   Konular   ::::

EN SON EKLENEN HABERLER

::::   Son Haberler   ::::

Arşivarsiv.gif (66 bytes)

EN SON EKLENEN ANKET

:::   iletişim   :::

Cinnah Caddesi, 66/4 Çankaya/Ankara.
Tel: (0312) 442 38 38
Faks: (0312) 442 79 79

aramabuyutec.gif (68 bytes)Site İçinde Arama

   

New Page 1

icon_not.gif (244 bytes)
Biliyor musunuz? 
Kalp damar hastalıkları zannedildiği gibi erişkin hastalığı değildir. Çocuk yaşlarda başlamakta ancak şikayetler erişkin yaşlarda ortaya çıkmaktadır.

EN SON EKLENEN İLAÇLAR

:::: Biraz da Oksijen ::::

smile.gif (1038 bytes)

 Kaos

Arşivarsiv.gif (66 bytes)

EN SON EKLENEN İLAÇLAR

:::: Kardiyolojide İlaçlar ::::

Arşivarsiv.gif (66 bytes)

EN SON EKLENEN DBY

: Doğru Bilinen Yanlışlar :

Arşivarsiv.gif (66 bytes)

EN SON EKLENEN SSS

::::   Mini Test   ::::

Türkiyede kişi başı günlük tuz tüketimi:

a:  5-6 gr
b:  6-10 gr
c:  10-16 gr
d:  16-19 gr
EN SON EKLENEN ANKET
AnkeT

:::: Anket ::::

Doktor tavsiyesi olmadan bitkisel ürünleri;
kullanırım
kullanmam
Sonuçlar ve Diğer Anketler
www.ahmetalpman.com***Haber Oku

Ana Sayfa 
Tüm Sık Sorulan Sorular

 Tansiyonum neden düşük?

qu_book.gif (597 bytes)

SIK SORULAN SORULAR

Kan basıncı dolaşan kanın damarlarda yaptığı basınçtır ve yaşamımızın temel göstergelerinden biridir. Kan basıncı kalbin pompalama gücü ile oluşturulur ve bu sayede yaşamsal öneme sahip olan kanın bütün organlarımıza dağılması mümkün olur. Evimizde musluklardan akan suyun da belli bir basınca sahip olması gerektiği gibi kanın da  tüm organlarımıza ulaşabilmesi için yeterli bir basınca sahip olması gerekir. Bu basınç ne çok az (hipotansiyon) ne de çok fazla (hipertansiyon) olmalıdır. Az olursa tüm organlarımıza yeterli miktarda ulaşamaz, çok olursa da kanı ileten sisteme (damarlar), kanı pompalayan organa (kalp) ve yüksek basınca maruz kalan önemli organlarımıza (böbrek, göz, beyin) zarar verir.

Kitaplarda düşük tansiyonun (hipotansiyon) tarifi olarak kan basıncının 90/60 mm Hg'nın altında olması diye yazarlarsa da aslında hipertansiyonun aksine hipotansiyon için belirli bir rakam söylemek zordur. Hipotansiyonun en doğru tarifi; kan basıncının yaşamsal öneme sahip olan organların normal çalışması için gerekenden daha az olmasıdır. Bu durum beyin kan akımını da etkileyeceği için; baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, terleme, cildin soluk, soğuk ve nemli olması, bayılacakmış gibi olma veya bayılma gibi beyin kan basıncının düşmesine bağlı şikayet ve bulgular ortaya çıkar.

Çok önemli bir konu; düşük tansiyon tanımında küçük (diyastolik) tansiyonun bir önemi olmamasıdır. Yani tansiyon düşüklüğünde büyük (sistolik) tansiyonun değeri önemlidir. Başka bir değişle küçük tansiyon ne kadar düşük olursa olsun (hatta 30-40 bile olsa) bir şikayete neden olmaz.

O zaman hangi durumlarda tansiyon düşüklüğü var diyeceğiz ve hangi durumlarda tansiyon düşüklüğü önemlidir ve tedavisi gerekir?

Bu sorulara cevap vermeden önce, en başta söylenecek şey; bir şikayet oluşturmuyorsa (durduk yerde veya otururken veya yatarken ayağa kalkıldığı sırada; baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, bayılacakmış gibi olma veya bayılma) tansiyonun ne kadar düşük olduğunun bir önemi yoktur. Büyük tansiyon değeri bazı insanlarda 130 (mmHg) olabilirken bazı insanlarda 90 normal olabilir.  Hatta tansiyonun düşük olması sağlık göstergesi sayılabilir: düşük kan basıncına sahip olanlarda inme, böbrek ve kalp hastalıkları gelişimi daha azdır. Düzenli egzersiz yapanlarda, fazla kilosu olmayanlarda ve sigara içmeyenlerde kan basıncı düşük olmaya meyillidir.

Şimdi değişik gruplarda hipotansiyon şekillerini görelim:

A. Tansiyonunun düşük olduğunu söyleyen hastalar incelendiğinde; aslında çok büyük bir bölümünde düşük tansiyona ait bulgu ve şikayetin olmadığı, altta organik bir problem yatmadığı, dolayısı ile endişe edilecek bir şey olmadığı görülür.

B. Bir kısım hastada, hipotansiyon ve buna bağlı şikayetler vardır. İncelendiğinde bunun altında bazı nedenler bulunur, ama çoğunlukla ciddi problem oluşturmaz. Bunlar;

  1. Vazovagal reaksiyon: sık görülür. Kötü, istenmeyen bir şey görme, acı gibi durumlarda (kan alınması, enjeksiyon yapılması, ölü birini görme vs) tansiyon düşmesi hatta bayılma olabilir.

  2. Postural hipotansiyon: Otururken veya yatarken, birden ayağa kalkılmasıyla gelişir. Buna neden olan olay, ayağa kalkıldığında kanın ayaklarda toplanması, yukarı kısmın (beynin) kanının  azalmasıdır.  Normal şartlarda bir takım mekanizmaların devreye girmesiyle bu durumun gelişmesi önlenir. Ama bazı durumlarda (yaşlanma, tansiyon ilaçlarının kullanımı, uzun süre yatak istirahati, şeker hastalığı, alkol, ağır yemek vb) bu mekanizmalar yeterince devreye giremez. Bu durum ilaca bağlı ise ilaç dozu ayarlanır, ilaca bağlı değilse (yaşlılık, şeker hastalığı, alkol vs) hastanın ayağa kalkma veya yürüme işini yavaş yapması önerilir (yatarken kalkılmak istendiğinde önce kısa bir süre oturmak, sonra kalkmak veya yürümeden önce kısa bir süre ayakta beklemek gibi).

  3. Uzun süreli ayakta özellikle hareketsiz bekleme: Özellikle gençlerde hipotansiyonun sıklıkla nedenidir (törende saatlerce bekleyen öğrenci, uzun süre nöbette hareketsiz duran asker vb).

  4. Ortam koşulları: ağır geçen adet kanaması, aşırı sıcak hava, sauna veya sıcak banyoda uzun süre kalma.

C. Bir kısım hastada ise hipotansiyon ve buna bağlı şikayetler vardır. İncelendiğinde bunun altında önemli olabilecek ve tedavi gerektirecek bazı nedenler bulunur. Tedavi nedene göre düzenlenir:

  1. Kan hacmini azalması: Kan kaybında olacağı gibi vücudun susuz kalması (dehidratasyon) durumunda da olabilir. Başlıca dehidratasyon nedenleri: kusma, ishal, ateş, güneş çarpması, uzun süre yüksek ısıya maruz kalma ile gelişen hastalıklar. Ayrıca pankreas iltihabı (pankreatit) da sıvı kaybı yaratarak tansiyon düşüklüğüne neden olur. Benzer şekilde kansızlık (anemi) de tansiyon düşüklüğüne neden olabilir.

  2. Kalp hastalıkları:

    •  Kalbin atım hacminin azalması: kalbin kas gücünün azalmasıyla çıkar; kalp krizi, kalp kası iltihabı (miyokardit), ilerlemiş kalp kapak hastalıkları, kalp kası hastalıkları (kardiyomyopatiler) buna neden olur.

    •  Kalp zarı iltihabı (perikardit): Bazı perikarditlerde kalp ile kalp zarı arasında önemli miktarda sıvı birikerek kalbin gevşemesine ve kanla dolmasına engel oluşturur ve atılan kan hacmi azalır.

    • Akciğer embolisi (pulmoner emboli): Çoğunlukla bacakta oluşan bir pıhtı yerinde koparak akciğer atardamarlarında tıkanmaya neden olur. Pıhtı ne kadar büyükse yaşamı o kadar tehdit eder.

    • Kalp hızında anormal değişiklikler: Bazı durumlar kalp hızında aşırı yavaşlamaya (kalp blokları, hasta sinüs sendromu vb) veya aşırı hızlanmaya neden olarak (atrial fibrilasyon, yüksek hızla seyreden bazı başka aritmiler) kalp atım hacmini azaltır ve tansiyon düşüklüğüne neden olurlar.

  3. İlaçlar:

    • Bazı ilaçlar anormal derecede kalp hızını yavaşlatarak (kalsiyum antagonistleri, beta blokerler, digoksin) hipotansiyona neden olabilirler. Çoğunlukla bu ilaçların normal kullanım dozlarında bu etki görülmez ise de, bazı hassas bünyelerde normal dozlarda bile ortaya çıkar.

    • Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar: özellikle yaşlılarda ve doz fazla geldiğinde,

    • İdrar söktürücü ilaçlar (diüretikler): bu ilaçlar kalp yetmezliği ve hipertansiyonda kullanılırlar.

    • Alkol ve narkotik ilaçlar

    • Kalp damar hastalığında kullanılan nitrogliserin (monoket, isordil, monodur vb) tek başına veya başka bir ilaçla birlikte alındığında (özellikle erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılan sildenafil (Viagra), vardenafil (Levitra) veya tadalafil (Cialis) ile)

hipotansiyonun başlıca nedenlerini oluşturur. Bu arada sağlıksız diyetlerin de (zayıflamak için; bilimsel olmayan, garip diyetler)  beslenme bozukluğu oluşturarak hipotansiyon yapabileceğini söylemem gerekir.

O halde ne yapalım? Şikayetiniz yoksa tansiyonunuzun ne kadar düşük olduğunun bir önemi yoktur. Hatta düşük olduğu için şanslısınız. Ancak düşük tansiyonla birlikte yukarıda saydığım şikayetler birlikte ise yine de önemli bir şey olmayabilir ama bu durumda doktorunuzun sizi mutlaka görmesi, nedenini araştırması ve gerekiyorsa tedavinizi yapması gerekir.

___

Son gözden geçirilen tarih: 25 Eylül 2010

Bu bilgi 12.04.2010 tarihinde eklenmiş ve 110475 kez okunmuştur.

www

Site Hakkında | Gizlilik | Ben Kimim? | Site Haritası | İletişim

Yeni eklenen yazıları mail ile almak ister misiniz?

www.ahmetalpman.com. 2005-2015. Bu site hastalar, öğrenciler ve konuya ilgi duyanlar için kurulmuş olup tamamıyla bilgilendirmeye yöneliktir. Sitede kullanılan her bilgi, aynı amaçlar doğrultusunda, kaynak gösterilmek şartıyla kullanılabilir veya kopyalanabilir. Sitede yer alan bilgiler profesyonel tıbbi tanı ve tedavinin yerini tutmaz. Sitede yer almayan ve girmesini istediğiniz konular için lütfen yazınız:


Twitter'da takip edin